
Şifanın bilinçli adresi: www.herbalistatabay.com

|
TABİATIN MUCİZE AĞACI VE MEYVESİ
Morfolojik özellikleriZeytin boylu bir çalı veya 10 metreye kadar boylanabilen, sık dallı, yayvan tepeli, herdem yeşil yapraklı bir ağaçtır. Geniş, kıvrımlı, yamru yumru bir gövdesi vardır. Ağaç yaşlandıkça, düzgün gri renkli gövde kabuğu giderek çatlar. Ağacın tacı (tepesi), yaklaşık olarak artan boy kadar her sene genişler. Uzun ömürlü bir ağaçdır, yaklaşık 2000 yıl kadar yaşayabilir. Verimli topraklarda taç açık ve asimetrik, verimsiz topraklarda ise daha yoğun ve yuvarlaktır. Sürgünleri gri renkli, dikensiz ve hemen hemen üç köşelidir. Mızraksı, çok kısa saplı, deri gibi sert yaprakları sürgünlere karşılıklı çiftler halinde dizilmiştir. Yaprakları basit, tam kenarlı ve kenarlar alt yüze doğru hafif kıvrıktır. Yaprağın boyu 20-86 mm, genişliği de 5-17 mm’dir. Yaprakların ucunda sivri bir çıkıntı bulunur. Yaprağın üst yüzü koyu gri-yeşil ve tüysüz, alt yüzü mavimsi gümüşi renkte ve beyaz sık ipeksi tüylerle kaplıdır. Baharın sonlarına doğru yaprakların koltuğunda seyrek salkımlar halinde açan, küçük beyazımsı-sarı renkli, kokulu çiçekleri vardır. Rüzgarların taşıdığı çiçek tozlarıyla döllenen çiçekler etli ve yağlı meyve verir. Meyve önce yeşil, olgunlaştıktan sonra da parlak siyah bir renk alır. Etli meyvenin içinde sert bir çekirdek vardır. Meyvenin etli kısmından ve çekirdeğinden elde edilen "yağı" bakımından çok değerli bir ağaçtır. Aynı zamanda ağacının çok heybetli ve estetik bir görünümü vardır. Odunu çürümeye karşı son derece dayanıklıdır. KullanımıZeytinin yaprağında tanen, uçucu yağlar, organik asitler ve rezin bulunur. Yapraklar ve gövde kabuğu %5 çay (infüzyon) halinde iştah açıcı, idrar söktürücü ve ateş düşürücü olarak kullanılır. Şeker hastalığında kullanım alanı olduğu gibi, tansiyon düzenleyici olarak da bilinir. Türkiye'deki üretimi
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Sırası |
Ülke |
Yıllık Üretim |
Ekili Alan |
Gelir |
|---|---|---|---|---|
|
— |
Dünya |
17,317,089 |
8,597,064 |
20.1 |
|
1 |
İspanya |
6,160,100 |
2,400,000 |
25.7 |
|
2 |
İtalya |
3,149,830 |
1,140,685 |
27.6 |
|
3 |
Yunanistan |
2,400,000 |
765,000 |
31.4 |
|
4 |
Türkiye |
1,800,000 |
594,000 |
30.3 |
|
5 |
Suriye |
998,988 |
498,981 |
20.0 |
|
6 |
Tunus |
500,000 |
1,500,000 |
3.3 |
|
7 |
Fas |
470,000 |
550,000 |
8.5 |
|
8 |
Mısır |
318,339 |
49,888 |
63.8 |
|
9 |
Cezayir |
300,000 |
178,000 |
16.9 |
|
10 |
Portekiz |
280,000 |
430,000 |
6.5 |
|
11 |
Lübnan |
180,000 |
230,000 |
4.5 |
Besleyici değeri çok yüksek bir besindir. Zeytinde bol miktarda
protein, yağ, A, C, E vitaminleri ile kalsiyum, fosfor, kükürt, klor, magnezyum
mineralleri vardır. Kalp ve Damar sağlığı için çok faydalı olan zeytin,
yaşlanmanın etkilerini de azaltır.
ALTIN SIVI ZEYTİNYAĞI: ŞİFADIR
|
|
YAĞLARIN ÖNEMİ
Yağlar,
insan hücreleri ve dokular için
yaşamsaldır. İnsan vücudunun canlılığını sürdürebilmesi için gerekli
olan enerjinin büyük bir kısmı, yağlar
tarafından karşılanır. Yağlar, hücre içi organelleri,
hücre membranı ve sinir hücreleri için gereklidirler.
Vücutta yağ(adipoz), dokuda depolanır ve
gerektiğinde enerji için kullanılır. A, D, E, K
gibi bazı vitaminler, yağda erirler. Bu vitaminlerin
kana karışabilmesi için, vücutta belli oranda yağ gereklidir.
ZEYTİNYAĞININ BİYOLOJİK DEĞERİ
Yandıktan sonra bıraktığı tehlikeli maddelerin azlığı, taşıdığı E vitamini nedeniyle kalbe ve hormonal sisteme yaptığı olumlu katkıları göz önüne alınırsa zeytinyağını mutlaka yiyeceklerimizin arasına koymamız gerekir.
Onkoloji doktoru Haluk Nurbaki, 9 Ekim 1990, Zeytin ve Zeytinyağı Semineri'nde yaptığı, "Zeytinyağının Biyolojik Değeri ve Sağlığımız Açısından Önemi" adlı konuşmasında şunları söylüyor:
"Eğer kalori almak istiyorsanız,
en ucuz yağı alın, ancak hücre yaptıracaksanız, mutlaka ve
mutlaka alacağınız yağın, doğal kaynaklı
olmasına dikkat edin. Yağ, özellikle eritrositler ve vücuda
giren mikropları, zarı içine alıp yok ederek savunma görevini yerine getiren
lenfositler için gereklidir. E vitamini, hem
kalp kası üzerine, hem de hormonal salgılar üzerinde çok önemli etki yapar.
Bilhassa hormonal salgılardan daha zor olan büyüme hormonları, cinsel hormonlar,
mutlaka ve mutlaka E vitaminiyle eşzamanlı çalışırlar. Hatta
biyolojik nedenlerin bilinmediği zaman, hormonal dengelerinde, hormonal salgı
bezlerindeki tıkanıklar gitsin, eşzaman çalışsın diye, kısır ailelere uzun
yıllar E vitamini kürleri yapılırdı."
Zeytinyağı, insan için büyük önem taşıyan yağ asitlerinin yanı sıra, vücudumuzdaki zararlı maddelerin neden olduğu tahribatı önleyen antioksidan elementleri içerir. Bunlar da hormonlara destek olup, hücre farklılaşmasının gelişimine, hücre zarının oluşumuna yardımcı olurlar.
Zeytin ağacının; dalları, yaprakları ve reçinesi olduğu kadar, yağı da yıllardır ilaçların bileşimlerinde yer alan doğal maddelerden birisidir. Doğal bir ilaçtır. Eski zamanlardan bu yana insanlar, zeytinyağını, tedavi, dinsel törenler ve günlük güzellik bakımları için kullanmışlardır. Hipokrat, ülseri, kolerayı ve kas ağrılarını tedavi etmek için zeytinyağını, psikolojik bozukluğu olan hastalara, taze yeşil zeytin önerirdi.
|
|
ZEYTİNYAĞI HAYAT İKSİRİ
Akdeniz'de zeytinyağı, 4000 yıldır bir
sağlık iksiri olarak görülmektedir. Daha 30 yıl öncesine kadar birçok
eczanede zeytinyağı, incir şurubu ile aynı rafta durur ve
satılırdı. Zeytinyağı üzerine gerçek bilimsel çalışmalara
başlanması, 1889'u bulmuştur. Şifalı özelliklerinin zamanın
bilim dünyası tarafından kabul edilmemiş olmasına karşın, Fransa'da
zeytinyağının ilaç yapımında kullanılması, resmi
olarak 1748'de kabul edildi.
Büyük şirketlerin reklamları sayesinde, margarin yağlarının 1950'li yıllarda
gelişip tüketilmeye başlamasıyla, zeytin ve zeytinyağının
yararı, 40 yıl süreyle gölgelenmiştir.
ZEYTİNYAĞINDAN ANTİBİYOTİK
Zeytinyağının, en yoğun içerdiği yağ asidi olan oleik asit, ilaç sanayinde kullanılmaktadır. Zeytinin yapısında bulunan ve yakın zamana kadar dikkate alınmayan bir grup madde üzerinde, son yıllarda önemli çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Bu maddeler, zeytinin yapısındaki proteinler içerisinde bulunmaktadır.
İspanyollar, Akdeniz diyetinin
olmazsa olmazı zeytinyağının, bileşimindeki mikro-besinleri
belirledi. Zeytinyağındaki "fenol" adlı
bileşenin, antioksidan ve pıhtılaşma karşıtı
özellikleriyle kalp için iyi bir koruyucu olduğuna inanılıyor.
Fenol, en fazla saf zeytinyağlarında bulunuyor.
Araştırmacılar, bunun, fenol oranı yüksek olan
zeytinyağının faydaları üzerine yapılmış ilk çalışma olduğunu söyledi.
İspanya'daki Reina Sofia Üniversite Hastanesi'nde yürütülen
çalışma, kolesterolü yüksek 21 katılımcıyla gerçekleştirildi.
Dr. Juan Ruano ve meslektaşları, fenol açısından zengin
zeytinyağı ile içeriğinden fenol kaldırılmış zeytinyağının
etkisini karşılaştırdı. Fenol oranı yüksek zeytinyağından
yapılmış yemekleri tüketen katılımcıların, kan damarlarındaki fonksiyon ve yanıt
verme durumunun çok daha gelişkin olduğu görüldü.
Örneğin: İtalya'nın Messina Üniversitesi'nden Bisignano ve
arkadaşları, zeytindeki polifenollerin
içerisinde bulunan sekoiridoidlerin, mikroorganizmalar
üzerine olan tesirlerini incelemişler. Çalışmaları sonucunda; zeytindeki
bu maddelerin, insanların solunum ve sindirim sisteminde hastalık yapan
bazı mikroorganizmalar üzerinde önleyici
tesiri olduğunu tespit etmişlerdir. Bu gözlemlere dayanarak, zeytin
ve zeytinyağındaki, mevcut hazır
antibiyotik potansiyelden istifade edilerek; yeni antibiyotikler
geliştirilmesi açısından önemli bir kaynak olabileceği ileri sürülmüştür.
Zeytin ürünlerinde
bulunan biyofenoller; insan hayatı için önemli olan
antioksidan, serbest radikal antagonizm(zıt
etki-bileşenlerinin birbirini negatif yönde etkilediği oluşum) ve
antimikrobiyal aktivite göstermektedir.
FENOLİK BİLEŞENLERİN FAYDALARI
-Hücrelerdeki oksidatif hasarı ve sağlıklı kalmayı
sağlayıcı, hastalıklardan koruyucu, hastalıkları
iyileştirici.
-Kandaki kolesterol seviyesini azaltıcı,
-Lipit peroksidasyonu önleyici,
-Düşük yoğunluklu lipoproteinlerin (LDL) oksidasyonunu
önleyici ve miktarını düşürücü etkileri bulunur.
-Kardiyovasküler kalp hastalıklarının önlenmesi,
-Çeşitli kanser (kolon, prostat ve göğüs) ve trombik
(pıhtılaşma) hastalıkların oluşumunu engellemekte,
-Merkezi sinir sistemi dejenerasyonunu önlemekte ve
serbest radikalleri yok ederek yaşlanmayı geciktirmektedir.
(Peroksil, alkil, süperoksit ve hidroksil, sitotoksil serbest radikallere örnek
olarak verilebilir.)
-İltihap kurutucu ve kanamayı durdurucu
etkileri vardır.
- Zeytinyağındaki, hidroksitirosol, insan
eritrositlerini oksidatif tehlikeye karşı korur.
HYDROXYTYROSOLÜN FAYDALARI
Antimikrobiyel ve antikanserojen aktiviteye
sahiptir.
Damar genişletici, tansiyonu ve kan şekerini
düşürücü etkisi bulunur.
Serbest ve süperoksit radikalleri (Üzerinde
bir elektron fazlalığı bulunan oksijen molekülüne, süperoksit radikal denir) yok
eder.
Eritrositlerin oksidatif zarar görmesini azaltır.
DNA hasarını ve LDL oksidasyonunu önler.
Tromboksan seviyesine yardımcı olur.
Menopoz sonrası kadınlarda kolesterolün yükselmesini engeller
ve kolesterolü yüksek kişilerde LDL peroksidasyonunu azaltır.
Apoptosisi(programlanmış hücre ölümü) teşvik eder ve tümör
hücrelerinin çoğalmasını önler.
İtalyan tıp adamı Prof. Publio Viola'nın dediği gibi, "Eğer olmasaydı,
zeytinyağını icat etmek zorunda kalırdık".
Zeytinyağı, Omega-6 yağ asidinin, omega-3 yağ
asidine oranını da düzenlemektedir. Omega-3 ve omega-6
yağ asitlerinin vücuda belli bir oranda alınması çok önemlidir. Çünkü bu
oranlardaki dengesizlik durumunda hastalıklar ve kanser
de dahil olmak üzere, kalp ve bağışıklık
sistemi ile ilgili birçok hastalığın ilerlemesi söz konusu olmaktadır.
İşte tüm bu sebeplerden dolayı pek çok insan zeytinyağı ile
sağlık bulmaktadır. Düzenli kullanıldığında zeytinyağının,
kalbe, diyabete, aşırı şişmanlığa,
hücre yaşlanmasına, safra kesesi taşlarına,
hatta bazı kanserlere karşı korunma sağladığını biliyoruz.
Zeytinyağının faziletleri, Amerikan
Gıda ve İlaç Dairesi (FDA)tarafından da resmen kabul edilmiştir.
FDA bugün, zeytinyağından elde edilen doyurulmamış
yağların, nitelikli sağlık hizmeti için uygun olduğunu ve günde 2 çorba
kaşığı zeytinyağı yemenin, koroner kalp
rahatsızlığı(CHD) riskini azalttığını duyurdu. Aynı
zamanda da günlük tüketilen kalori miktarında da artışa
neden olmamaktadır. Bu uygulama, geçen yı-l benzer uygulamaların
doğruluğunun ortaya koyulup, etkilerinin görülmesi sürecinden beri FDA'nın,
geleneksel gıdalar için duyurduğu üçüncü nitelikli sağlık hizmetidir.
|
|
KALBİN DOSTU ZEYTİNYAĞI
Tüketilen yağların nitelikleri ile kalp damar
hastalıkları arasında ilişkilerin saptanması, bu
konuda sürdürülen çalışmaların daha bir yoğunluk kazanmasına neden olmuştur.
Zeytinyağı, kalbimiz için altın değerinde bir nimettir.
Zeytinyağı tüketiminin öncelikli etkisi; Kalp-damar
hastalıklarının oluşum riskini azaltması ve hastalık oluştuktan sonra
tekrar oluşumunu engellemesidir.
Zeytinyağı, içerdiği selenyum sebebi ile
özellikle kalp-damar rahatsızlıkları ve kanser için faydalı
olduğu modern tıp tarafından da ifade edilmektedir. Damar sertliği
ve kalp krizi (enfarktüs) riskine karşı
en etkili ilaçlardan biridir. Vitamin E, selenyumun
antioksidan aktivitesine yardımcı olan bir maddedir.
Selenyumla birlikte bağışıklık fonksiyonunun artmasını sağlar.
Zeytinyağında bulunan E vitamini, damar sağlığını
koruyup, kalp krizi riskini azalttığı araştırmalar ile
desteklenmiştir.
Athens Medicine School Üniversitesi'nde, yedi ülkenin katıldığı,
Avrupa, Japonya ve Amerika'dan yaklaşık 13.000 sağlıklı orta yaştaki erkek
bireyler üzerinde, 15 yıl devam eden bir çalışma yapıldı. Mono-doymamış
yağları, doymuş yağlara göre daha fazla oranda tüketenlerde, bütün ölüm
sebeplerine karşı özellikle de koroner kalp hastalıklarına
karşı çok daha koruyucu olduğu bulundu. Bu ülkeler arasında
mono-doymamış yağların en büyük kaynağı elbette
zeytinyağıdır. Bu çalışmaya göre, yüksek miktarda mono-doymamış
yağ alan popülasyonlar, düşük oranda kalp hastalıklarına
sahipler.
İspanya'da sondurum kontrol çalışması, aynı yaşta ölümcül
olmayan kalp krizinden acı çeken 171 hastanın diyetleri ile 171
kalp krizi geçiren hastanın diyetleri karşılaştırıldı. Yapılan çalışmanın
sonuçları, zeytinyağını fazla miktarda tüketenlerin
kalp krizi riskinin, zeytinyağını nadir tüketenlerle
karşılaştırıldığında, %82 seviyesine düştüğünü
göstermektedir.
Portekiz bilim adamları, zeytinyağında bulunan anti-oksidan
bir maddenin, kalp krizi ve kalp çarpıntısına
karşı en büyük koruyucu olduğunu gösterdiler.
Araştırmalar gösteriyor ki; söz konusu olan DHPEA-EDA anti-oksidanı, zeytinyağındaki diğer bileşenlerden çok daha fazla kırmızı kan hücrelerini zarardan koruyor. Porto Üniversitesi'nden Fatima Paiva-Martins:
"Bu sonuçlar, diyetlerine zeytinyağı katan insanlarda görülen çok kesin sağlık yararlarının, bilimsel bir temele dayandığını gösteriyor. Ayrıca sonuçlar da, kalp hastalıkları riskini azaltmak için özel olarak dizayn edilen 'fonksiyonel' zeytinyağlarının üretilmesine yol açmıştı" dedi.
Rafine edilirken yada ısıtılırken
yağlara uygulanan hidrojenleştirme işlemleri sonucunda, pek çok yağ asidinin
kimyasal yapısı değişir. Bunların, kalp-damar hastalıklarının
ortaya çıkmasında çok büyük etkileri vardır. Natürel sızma zeytinyağı
ise, bu riski taşımamaktadır.
Hücre duvarları yüksek miktarda yağ ve
kolesterol içerir ve yapısı beslenmeye bağlıdır. Kandaki
kolesterolün % 70'i, organizmanın kendisi tarafından, karaciğerde üretilir.
Vücuttaki kolesterolün, yalnızca % 30'u besinlerden alınır.
Sonuç olarak, besinlerden gelen kolesterolün oranı % 20'ye
indiğinde, karaciğer açığı kapatmak üzere üretimini % 80'e çıkarmak zorunda
kalır. Bu da safra kesesinde kolesterolden kaynaklanan taş
oluşumuna zemin oluşturur. Gıda ile kolesterol alındığı
takdirde vücut kendi kolesterol üretimini azaltarak, gıda ile alınmadığı
takdirde kendisi üreterek bir denge kurmaya çalışır.
Hayvansal kökenli bir yağ ürünü olan kolesterol, hücre
zarı yapısında, safra ve hormon
üretmek gibi birçok vücut işlevinde rol alan bir maddedir.
Ancak kolesterolün yüksek olması halinde, damar çeperlerine
çökerek damar sertliği oluşumuna da rol açtığı bilinmektedir.
Zeytinyağı, vücutta kolesterol dengesini
sağlar. Yağlar kanda, lipoproteinlere bağlı
olarak dolaşmaktadır. Lipoproteinlerin farklı türleri,
yağ metabolizmasında değişik görevler üstlenir. Halk arasında
faydalı kolesterol olarak da adlandırılan HDL'nin,
yüksek düzeylerde olması, daha çok miktardaki kolesterolün
dokulardan uzaklaştırılmasıyla damar sertliğinden koruyucu bir
etki ortaya çıkar.
Oksidasyona uğramış LDL'ler, artirosikloroz
(damar çeperini kalınlaştıran, dolayısıyla damar tıkanıklığına yol açan) etkiye
sahiptirler. Oysa zeytinyağı tüketimi, LDL
oksidasyonuna karşı koruyucu rol oynar. Ayrıca
zeytinyağı, arterlerde çökelen yağların sebep olduğu LDL'den
kaynaklanan kalp rahatsızlıkları riskini azaltır.
Zeytin ve zeytinyağının içinde bulunan tekli
doymamış yağ asitleri kolesterol içermezler. Bundan
dolayı zeytinyağı diğer yağların aksine kandaki
kolesterol oranını yükseltmemekte, tam tersine kontrol altında
tutmaktadır. Kolesterol, damar tıkanıklığına
yol açan LDL bileşenini azaltırken, iyi
kolesterol dediğimiz HDL'yi arttırır veya dengede tutar.
Karşılaştırmak gerekirse, çoklu doymamış yağ asitleri de (ayçiçeği
yağı, mısır, yerfıstığı, vb.) toplam kolesterolü ve LDL
kolesterolünü düşürürler, aynı zamanda HDL kolesterolünü de
düşürürler. Bu da istenmeyen bir şeydir. Yapılan son bilimsel
araştırmalar, kalbimiz için yararlı besinlerin başında zeytinyağının
geldiğini gösteriyor. Bu yüzden zeytinyağı, adeta ilaç
gibi kullanılmaya layık bir yağdır.
|
|
Bu yöndeki ilk çalışma, Fransa'da Jacotot (85, bireysel katılım) tarafından yürütülmüştür. Araştırıcı, yağ asidi bileşimi değişik lipitler (zeytinyağı, hayvansal yağlar, ayçiçeği yağı, kolza tohumu yağı, soya fasulyesi yağı, yerfıstığı yağı, mısırözü yağı) içeren diyetleri, 6 ay süre ile iki topluluğa uygulamıştır. Zeytinyağı kullanan deneklerde, HDL-kolesterolü anlamlı bir şekilde yükselirken, total kolesterol seviyesinde hemen hemen hiçbir değişme olmamıştır. Diğer deneklerde ise, total kolesterolde anlamsız bir düşme, HDL-kolesterolünde önemsiz bir değişme olmuştur. Aslında, besinlerden alınan kolesterolle oynamanın, kandaki kolesterol miktarının değişmesinde pek az etkisi vardır. Gıdalardan gelen kolesterolü, her gün 100 mg azaltmakla, kandaki kolesterol oranı, ancak litrede 25 mg düşürülür(yani 2,40 g/l'den 2,38 g/litre'ye). Milano Eczacılık Fakültesi'nden Bruno Berra:
"Natürel sızma
zeytinyağının küçük polar bileşenleri, LDL'nin
oksidasyona olan direncini belirgin şekilde artırır" der.
Organizma içinde LDL lipoproteinleri, metabolizmaya ilişkin çok
çeşitli işlevlerini yerine getirebilmeleri için, hücrelere ihtiyaçları olan
kolesterolü götürmekle görevlidirler. Bununla birlikte serbest
radikal fazlası olduğunda, LDL lipoproteinleri oksitlenir ve
her zamanki işlerini yapamaz hale gelir. Böylece damar duvarlarının hücrelerinde
yığılırlar. Hücreler de sonunda bu yüzden ölürler. Damar duvarı yağla dolar. Ne
var ki, oleik asitten yana zengin olan LDL'lerin,
oksidasyona karşı normalden daha dirençli olduğu çalışmalarla kanıtlanmıştır.
İspanya'nın Sevilla Üniversitesi'nden Alarkon de la Lastra ve
arkadaşlarının yayınlandıkları "Zeytinyağının Faydaları" adlı
makalede, zeytinyağının; kandaki LDL kolesterolünü
azaltırken, HDL kolesterolünü artırdığı ve kalp hastalığı
riskini azalttığını söylerler.
Minnesota'da, Prof. Kees, Zeytinyağı seminerinde, denekler üzerinde yaptığı
araştırma sonucuna göre;
"Tekli doymamış yağ
asitleri, düşük yoğunluklu lipoproteinleri (LDL) azaltmaktadır ve
yüksek yoğunluklu lipoproteini (HDL) yükseltmektedir" der.
Dünya sağlık teşkilatı(WHO), kalp krizi ve
kalp hastalıkları riskinin en alt düzeyde bulunan bölgenin,
Girit adası olduğunu rapor etmiştir.
İspanya'nın Barselona kentinde
düzenlenen Dünya Kardiyoloji Kongresi'ne sunulan tebliğe göre,
Barselona Tıp Araştırmaları Enstitüsü uzmanlarının Doktor Maria
İsabel Covas başkanlığında yürüttüğü araştırma, sızma türünün,
kalp-damar sistemine, diğer zeytinyağı çeşitlerinden
daha yararlı olduğunu gösterdi. Araştırmaya göre, düzenli tüketilen
sızma zeytinyağı, sadece ''monosatüre'' yağ
hücreleriyle değil, ''polifenol'' denen antioksidanlarıyla
da kalp-damar hastalıkları riskini azaltıyor.
Viola ve arkadaşları, bir çalışmada, 80 gr zeytinyağı
ya da ayçiçeği yağı ve 20 g görünmez yağ içeren diyet uyguladıkları iki
gönüllüler grubunu incelemişlerdir. Araştırmacılar hastaların parametrelerini
kontrol ettikten sonra, her iki yağ durumunda da trigliseridde
anlamlı bir düşme, ayçiçeği yağı ile kolesterolde anlamlı bir düşme; her iki
durumda da LDL-kolesterolünde orta derecede anlamsız bir düşme,
HDL kolesterolünde zeytinyağı ile anlamlı
bir yükselme ve ayçiçeği yağı ile anlamlı bir düşme,
görülmüştür. Zeytinyağı, kalp atışlarının düzenlenmesine
yardımcı olur. Kalp ve karaciğer hastaları, sabahları aç
karnına bir çorba kaşığı içilebilr.
ZEYTİNYAĞI: HİPERTANSİYONDA YARARLI
Düzenli zeytinyağı tüketiminin arteryal kan basıncını daha da düşürdüğü ve kontrol altında tuttuğu artık biliniyor.
"Archives of Internal Medicine" dergisinin, 27 Mart 2000 tarihli sayısında yayınlanan bir çalışma, zeytinyağının yüksek tansiyona olumlu etkisini bir kez daha vurgulamaktadır. Bazı araştırmacılar, zeytinyağındaki tekli doymamış yağ asitlerinin önemiyle birlikte, zeytinyağındaki polifenollerin de bir o kadar belirleyici rolü olduğunu düşünüyorlar.
İtalya'nın Naples
Üniversitesi'nden profesör Frederico ve Aldo Ferrara; yaptıkları
araştırma sonucunda, "hipertansiyon hastalarının % 50'si, günde
40 gr (4 çorba kaşığı) saf zeytinyağı
kullanarak, ilaç kullanımını azaltıp, stabil ilaç kullanımına geçilmiştir" dedi.
Araştırmada; erkeklere 4 çorba kaşığı, bayanlara ise 3 çorba kaşığı civarında
zeytinyağı verildi. Çalışmaya katılan herkesin yüksek
tansiyonu ilaçlarla kontrol ediliyordu. Katılımcıların büyük bir kısmı
saf zeytinyağı ya da ayçiçeği yağı almakla
görevlendirildi. Daha sonra her katılımcının yağ çeşidi 6 ayda bir
diğerininkiyle değiştirildi. 12 ay süren çalışmada düzenli kan basıncı ölçümleri
alındı ve kan basıncı düştüğünde kullanılan ilaç miktarı azaltıldı.
Ferrara raporunda; zeytinyağı ile beslenme esnasında
ilaç kullanımı %48, ayçiçeği yağı ile beslenme
esnasında ilaç kullanımı %4 oranında azaltıldı.
Özellikle zeytinyağı
kullanımı sırasında 8 hasta üzerinde hiç ilaç kullanılmadan kan basıncı kontrol
edilebildi. Fakat bu duruma ayçiçeği yağında rastlanmadı. Ferrara ve onun
arkadaşı bu çalışmada, sadece saf zeytinyağının içinde bulunan
antioksidan olan polifenollerin kan basıncını
düşürebileceğini açıkladı.
Epidemiyolojik çalışmalar, her
zaman yağ alımı ve yüksek kan basıncı (hipertansiyon) arasında
bir ilişkinin olduğunu göstermemektedir. Bununla birlikte zeytinyağı
ile ilgili olarak; Avrupa genelinde, orta yaştaki erkeklerin yağ asit düzeyinin
karşılaştırıldığı geniş çaplı bir çalışma yapıldı. Bu araştırmada, İtalyan
erkeklerinde oleik asit seviyesinin çok daha yüksek olduğu ve
bunun yanında kan basıncının düşük olduğu bulundu.
Bir başka deneyde, Akdeniz sitili diyet verilen insanlara,
doymuş yağların bulunduğu bir diyet verildiğinde, kan
basıncının önemli derecede arttığı gözlendi. Ancak,
Akdeniz sitili diyetleri sürdürdüklerinde
kan basıncı normale tekrar geri döndü.
Bu çalışmalarla, zeytinyağını içeren diyetlerin, normal kan
basıncına sahip insanlar üzerindeki etkisi araştırıldı. Bir yıl süresince,
farklı diyetlerin verildiği 23 hipertensif hastanın dahil
olduğu deney sonuçları, ekstra virgin zeytinyağının,
anti-hipertensif ilaç tedavilerine gereksinimi önemli derecede azalttığını
göstermektedir.
Zeytinyağı günlük tüketimde en az 4 hafta kullanıldığında,
iskemik kalp hastalığı riskini düşürür.
Zeytinyağı günlük 2/3 çorba kaşığı alındığında, büyük tansiyon
5 mm Hg, küçük tansiyon ise 4 mm Hg düşer. Halk tabiri ile 0,5 ve 0,4 düşer.
Yani 12,5 ve 8,4 ise, 12 ve 8 olur. Sarımsaklı zeytinyağı:
Astım, damar sertliği, yüksek tansiyonda
kullanılır.
|
|
ZEYTİNYAĞI TROMBOZA KARŞI
Zeytinyağı,
düzenli tüketildiğinde, kanın viskozitesini azaltarak
dolaşımını kolaylaştırdığı için, kalp ve damarlarda kan pıhtılaşması
(tromboz)riskini hafiflettiği biliniyor.
Doymuş yağ asitleri, tekli ve çoklu doymamış yağ
asitlerine göre eritrositlerin topaklanmasına daha çok
neden olurlar. Bu da trombozun ortaya
çıkmasını kolaylaştırır. Zeytinyağı, yükselmiş
fibrinojen seviyelerini düşürür. Kan hücrelerinin kümeleşmesinde rol
oynayan faktörlere karşı etki göstererek, kan damarlarında pıhtılaşma
riskini azaltır. Bitkisel yağların içinde topaklanmaya en az
neden olan, böylece kalp-damar hastalıklarına karşı en iyi
korunmayı sağlayan zeytinyağıdır.
1986'da yapılan bir araştırmada, ayda en az 80 g zeytinyağı
tüketen kişilerin alyuvarlarının, tüketmeyenlere göre çok daha
esnek olduğu, daralmış damarların içine daha rahat süzüldüğü,
böylece pıhtı oluşumu riskinin azaldığı
gözlenmiştir.
ZEYTİNYAĞI VE TRİGLİSERİT
Şeker hastalarının trigliserit(TGL) oranlarını
izlemelerinin ayrı bir önemi vardır. 11 güne yayılan bir çalışmada
zeytinyağı üzerine şekillenen, tekli doymamış yağlardan
yana zengin bir rejimin 1,78 g/l bir TGL oranı verdiğini,
glüsitlerden yana zengin bir rejimde ise (şeker hastalarına önerildiği gibi)
TGL oranının 2,35 g/l. olduğunu ortaya koymuştur. Bu sonuçların
ışığında, trigliseritleri düşürmek için, glusidleri(nişasta
şekerli gıdalar- iyi glusidler: düşük kan şekeri endeksine sahip olanlar)
düşürüp, tekli doymamış olmaları koşuluyla yağları
artırmanın daha iyi bir yol olduğu söylenebilir.
ZEYTİNYAĞI: ANTİOKSİDANDIR
Besinler, vücudumuzda enerjiye
çevrilirken, oksidan denilen bazı maddeler açığa çıkar. Hücre
gelişimini olumsuz yönde etkileyen oksidanlar, yaşlanma
sürecini de hızlandırır. Antioksidanlar ise, oksidanların
olumsuz etkisini ortadan kaldırırlar.
Diğer bir ifadeyle de, antioksidanlar, serbest
radikaller denilen vücudumuzdaki zararlı maddeleri etkisiz hale
getirmeleri ve hücrenin tahrip edilmesini engellemeleri bakımından son derece
önemli maddelerdir.
Aslında organizmamız, doğuştan elde ettiği antioksidan enzimleri
sayesinde, kendi kendini koruyabilecek durumdadır. Ancak bu servet tükenmez
değildir. Bu nedenle bedenin, dışarıdan beta-karoten, C ve
E vitaminleri, selenyum, çinko ve polifenoller içeren,
antioksidanlar alması zorunludur. Antioksidan
açığı ortaya çıkarsa, hücreler vaktinden önce yaşlanırlar. Başta E
vitamini olmak üzere çok sayıda antioksidan madde
içeren zeytinyağı, hücreleri yeniler, doku ve organların
yaşlanmasını geciktirir. Zeytinyağının içeriğindeki
polifenoller güçlü antioksidanlardır. Zeytinyağı,
hücre cidarları, hücre oluşumu ve hücre farklılaşmasının gelişimine yardım eder.
Hücre farklılaşmasına katkısı, zeytinyağının tüm bileşiminin
bir arada yaptığı etki neticesinde olur. Zeytinyağı içeren bir
diyet ile hücrelerin oksidasyona direnç gösterdiği ve yaşlanmanın
geciktiği kanıtlanmıştır.
Zeytinyağıyla beslenen farelerin, ayçiçeği ya da mısır yağı
alanlara göre çok daha uzun yaşadığı bir çalışmayla kanıtlanmıştır.
Zeytinyağının beslenme düzeninin temellerinden biri olan Girit'teki
insanlarda da aynı durum saptanmıştır. Girit, ortalama yaşam
süresinin dünyada en uzun olduğu yerlerden biridir.
Antioksidanlar, taze sebze ve meyvelerde
bulunur. Zeytinyağı ise meyveden elde edilen doğal tek yağ
olması sebebiyle besleyici özelliklerinin yanında, antioksidan
ve vitaminler de içerir. Zeytinyağı, sağlık
genini uyarır, sağlıklı ve uzun yaşamı sağlar. Eğer muntazam olarak
zeytinyağı kullanıyorsanız, zeytin ağacının yüzlerce
yıl yaşama özelliğinden bir kısmı da size geçecek ve yaşamınızı etkiliyecektir.
Prof. Alberto Fernández Gutiérrez ve Antonio Segura Carretero başkanlığında
Çevresel, Biyokimyasal ve Beslenme Analitik-Kontrol Araştırma Grubu,
zeytinyağının polifenolik bileşikleri ile karakterize
edilen antioksidan özelliklerini ortaya koymak için yaptıkları
çalışmada en ileri teknikleri kullandılar. Ayrıca, zeytinyağında
bulunan bu bileşiklerin, dejeneratif hastalıklarla mücadele
etme potansiyellerini araştırdılar.
Çalışma, İspanya Granada Üniveritesi, Beslenme ve Besin Teknolojisi
Enstitisü ve Virgen de las Nieves Hastanesi'nin Beslenme Grubu'nun
işbirliği ile tamamlandı. Araştırma grubu, 15 zeytinyağı
imalathanesinden aldıkları örnek analizlerinden, polifenolce (doğal
antioksidanlarca) zengin olan zeytinyağı tüketiminin,
oksidatif stresten acı çeken insanların yaşam kalitesini artırdığını
ortaya koydular. Aynı zamanda da hücre yaşlanması ve
osteoporoz riskine karşı son derece yararlı olduğunu tespit ettiler.
Alberto Fernández ve Antonio Segura'ya göre:
"Koruyucu maddeler olan
polifenoller, dejeneratif(kireçlenme) kaynaklı herhangi bir
oksidatif hastalıkla mücadelede yardım ediyor."
Vitamin deposu olan zeytinyağının içerdiği
K vitamininin, karaciğer, damar çeperleri, alyuvarlar, adaleler
ve beyin gibi önemli dokular üzerinde koruyucu etkisi olduğu biliniyor.
Çeşitli uzmanlık alanlarında yürütülen, çok sayıda araştırmalarda, zeytinyağının yararlı etkilerinin dikkate alınması gerektiği, ancak bunlardan yararlanabilmek için de, düzenli olarak günde 20-30 gram (2 çorba kaşığı) zeytinyağı tüketmenin doğru olduğu ortaya koyuldu.
|
|
ZEYTİNYAĞININ: SİNİR SİSTEMİ VE BEYİNDEKİ ETKİLERİ
Osteoporoz ve Alzheimer hastalıklarının
gelişiminde zeytinyağı tüketiminin, kalsiyumun emilimini
arttırması, beyin hücrelerinin zarında bulunan yağ asitlerinin yapısını
oluşturması nedeniyle olumlu etkisi kanıtlanmıştır. Zeytinyağı,
günde 46gr yenildiğinde, yüksek miktarda tekli doymamış yağ asitleri
içeriği nedeniyle, beyin hücre cidar zarlarının yapısal
bütünlüğünü sağlamaya yardım ederek, yaşlanmayla ilgili hafıza kaybını
önlemeye yardımcı olur. Yine aynı nedenlerle mental fonksiyonun
yaşla ilgili kavrama özelliğini geliştirir. Panza'da
zeytinyağının ileri yaştaki kimselerde zihinsel yeteneklerde
gerilemenin önlenmesine yardımcı olduğunu gösterdi.
Zeytinyağı unutkanlığı önler. Akdeniz ülkelerinde yaşayan ve yemeklerinde çoğunlukla zeytinyağı kullanan toplumların 65 yaş üzeri yetişkinlerinde hatırlama oranının, diğer ülke yetişkinlerine göre çok daha fazla olduğu saptanmıştır. E vitamini ve temel yağ asitlerinin, beyni, virütik ve toksik saldırılara karşı koruduğu, başka bir deyişle beyin bunamasını geciktirdiği saptanmıştır. E vitamini, hücre yenileme özelliğine sahiptir. Bir çorba kaşığı zeytinyağı, günlük alınması önerilen E vitamini miktarını içerir.
Zeytinyağında bulunana linoleik asit, prostaglandin (çeşitli dokularda bulunan ve yağ asitlerinin türevi olan yağ kökenli maddeler) denilen ve insan hücrelerinde bulunan, vücudun kendini yenilemesinde önemli yeri olan maddenin üretimini sağlar. Özellikle sinir hücrelerinin gelişmesinde rol oynar. Sürekli alınması gereken bir yağ asididir. Ve bunun için de zeytinyağı, en iyi kaynaktır. Zeytinyağı, hamilelikte de, bebeğin, hücre ve sinir sisteminin oluşturulmasında önemli bir etken teşkil eder.
ZEYTİNYAĞI: KANSERLE MÜCADELE EDİYOR
Oksidasyon, bazı kanserlerin de
sorumlularındandır. Zeytinyağında bulunan,
alfalinolenik asitler (Omega 3) düzenli kullanıldığı
takdirde bazı kanser türlerine karşı, korunma sağladığı
biliniyor. Zeytinyağı, A, D, E, K vitaminleri
yönünden zengindir ve kanserle ilişkilendirilen serbest
radikallere karşı savaşan antioksidanlar yönünden iyi
bir kaynaktır. Antioksidan bileşikler, serbest
radikalleri bağlarlar ve peroksidasyona karşı koruma
sağlayarak, kanserden korunmada rol oynar. Zeytinyağında
bulunan E vitamini, birçok kanser türüne karşı
vücudumuzu koruduğu araştırmalar ile belirlenmiştir.
Köpekbalığı kıkırdağında bulunan anti-angiogenesis
ve karaciğerinden çıkarılan squalene maddesi, dünyanın en
önemli kanser ilacının yapımında kullanılmaktadır.
Squalenen, en çok geleneksel yöntemlerle çıkarılmış %2
oranında sızma zeytinyağında vardır. Günde en az 100 ml
zeytinyağı tüketen bir kişi, gerektiği kadar Squalene
almış olur. Squalene maddesi, tümörlerin yok
edilmesinde yapıtaşı niteliğindedir. Bu madde bazı böceklerde ve
karıncalarda da vardır.
Danimarka Kopenhag Üniversitesi Hastanesi'nden Dr. Henrik E. Poulsen ve meslektaşları, İngiliz ve ABD'li bilim adamlarının ortaklaşa yürüttükleri araştırmalarda, zeytinyağının faydaları konusunda elde ettikleri şaşırtıcı sonuçlar, yayınlandı. Zeytinyağı üzerine yeni bir çalışmayla, diyete bol miktarda ilave edilen zeytinyağının, vücut hücrelerinde kansere yol açabilecek zararların önlenmesine yardım ettiği sonucuna varıldı. Elde edilen sonuçlar "FASEB (Federation of American Societies for Experimental Biology) Journal"da yayınlandı.
Zeytinyağı güçlü antioksidan olarak fonksiyon gören birkaç fenol bileşiği içerir. Böylece zeytinyağının kansere yol açan hücre harabiyetine karşı koruma sağladığı kanıtlandı. Araştırmada, Güney Avrupalı erkeklerin, Kuzeylilere oranla daha az kanser hastalığına yakalanmalarının nedeninin de, Akdeniz tipi beslenmede kullanılan zeytinyağı olduğu ortaya çıktı. Zeytinyağındaki birçok yararlı bileşimden "fenol"ün güçlü bir antioksidan olduğunu belirten araştırmayı yapan ekibin başkanı Dr. Henrik Poulsen:
"Zeytinyağı tüketiminin, Kuzey ve Güney Avrupa'da görülen kanser vakalarının farklılığı konusunda belirleyici unsur olduğunu gözlemledik. Doğal bir besin maddesi olan zeytinyağının her bir damlasının şifalı olduğunu ve sofradan hiçbir zaman eksik edilmemesi gerektiğini" söyledi.
|
|
Bağırsak Kanserleri
Zeytinyağının, karaciğer ve
bağırsak, meme ve cilt kanserinden
korunmada etkili olduğu ve bu etkininde yapısındaki,
fenolik antioksidanlarla birlikte bulunan squalen ve
oleik asitten kaynaklandığı bilinmektedir.
Son araştırmalar, zeytinyağının bol miktarda
fenolik antioksidan içeriği, kalın bağırsak ve meme patolojisiyle
ilişkili reaktif oksijen türleri(serbest radikaller) üzerinde kesin
önleyici niteliğe sahip olduğunu göstermiştir. Bu maddelerin
antioksidan tesirleri sebebiyle, DNA hasarına yol
açabilecek olan maddeleri nötralize ettikleri ve DNA üzerindeki
hasarın tamirine yararlı olduğu düşünülmektedir.
Zeytinyağının
yapısında bulunan mono-doymamış (tekli) yağ asitleri, sindirim
kanalında, kalın barsak kanseri oluşumunda rol oynayan,
safra asitlerinin üretimini azaltırlar. Yağlar midede değil,
bağırsaklarda sindirilmektedir. Zeytinyağı, bağırsak
boyunca mukoz membranın bütünlüğünü sağlayarak, kolon kanserini
önlemeye yardımcı olur.
British Medical Journal'da
yer alan bir araştırma raporunda, İspanyol bilim adamları, daha önceden
kanser hücresi aşılamış oldukları deney farelerini, farklı yağlarla
beslediler. 5 aylık gözlem devresinin sonunda zeytinyağı
verilen farelerde, ötekilere oranla daha az kanser dokuları
saptandı.
Alman Kanser Araştırma Merkezi'nden Owen ve arkaşları,
zeytinyağı kullanımının sağlık üzerine tesirlerini değerlendirdikleri
bir derleme çalışmasında; bu yağın bünyesinde bulunan fenollerin,
antioksidan hususiyetleri sebebiyle bazı kanserlerin
(kalın bağırsak, meme ve deri) ve koroner kalp hastalıklarının gelişmesini
engellediğini bildirdiler.
Ulusal Kanser Enstitüsü (American Cancer Society -Amerikan
Kanser Derneği- Kanser Gerçekleri ve Figürler, 1997)'ne göre meydana gelen tüm
kalın barsak kanseri vakalarının % 75'i, sağlıklı beslenme ile
önlenebilirdi. Oxford Üniversitesi'nin yaptığı bir araştırma
sonucunda, zeytinyağının, kalın bağırsakta bulunan
ikincil öd asidi üzerindeki etkisinin, vücudu barsak kanserine
ve ileride oluşması muhtemel kolorektal kansere karşı koruduğu
saptandı.
"The Journal of Epidemiology and Community Health" (Ekim, 2000)
adlı dergide yayınlanan araştırmaya, Amerika dahil 28 farklı ülkeden denekler
katıldı. Sonuçlar, zeytinyağının barsak mukusu üzerindeki
koruyucu etkisini delillendirilirken; araştırmaya göre zeytinyağı
tüketen kişilerde, kalın barsak (kolon) kanseri görülme riski, daha düşük oranda
bulundu.
Oxford Üniversitesi'nden Dr. Micheal Goldacre ve doktorlar
tarafından yürütülen son araştırmada, zeytinyağının,
bağırsak kanserine karşı koruyucu özelliğe sahip olduğu, kolon
kanserine karşı ilaç olarak kullanılabileceğini belirlenmiştir.
Doktorlar, zeytinyağının, bağırsak kanserinin
başlamasını engellemek için midedeki asitle tepkimeye girdiğini keşfetmişlerdir.
Oxford araştırmacıları, aynı zamanda zeytinyağının,
safra asidi miktarını azaltarak ve DAO (diamin oksidaz adlı
enzim) seviyesini yükselterek, anormal hücre artışını engellediği ve
kansere karşı koruyucu olduğunu keşfetmişlerdir.
Sevilla Üniversitesi'nden yayınlanan makalede,
zeytinyağının trigliserit metabolizmasına olan
etkisiyle, kalın bağırsak ve meme kanseri riskini,
romatoid artrit gibi otoimmün hastalıkların
oluşumunu azalttığını; safra kesesinin düzenli boşalmasını
sağlaması nedeniyle, keseleşme riskini azalttığını ve ayıca mide üzerine olan
etkisi nedeniyle de, ülser oluşma riskini azaltırken, mevcut
ülserin de iyileşmesini kolaylaştığını bildirdiler.
Kolon kanseri (kalın bağırsak), Batı'da en yaygın kanser türlerinden
biri ve Amerika'da ikinci en yüksek kanser ölüm nedenidir.
Ulster Üniversitesi'nde başkanlığını Prof. Ian Rowland'ın yürüttüğü
araştırma ekibi, virgin(sızma) zeytinyağından ekstre edilen
fenol bileşiklerinin oluşturduğu karışımın, kolon
kanserine karşı koruyucu olduğunu buldu. Araştırmanın
kilit ismi Dr. Chris IR Gill, zeytinyağınca
zengin Akdeniz diyetinin detaylı araştırıldığını ifade etti. Laboratuvarda model
hücreler üzerinde invitro(cansız) ortam kullanılarak yapıldı.
Dr. Gill araştırma hakkında şunları söyledi:
"Zeytinyağı
fenollerinin konsantrasyonunu artırarak, bir kanser hücresi
hattının 24 saat inkübasyonundan(kuluçka) sonra, DNA hasarından hücreleri
koruduğunu bulduk. Zeytinyağı fenolleri, bir
başka hücre hattında 48 saat sonra, karsinojenez (carcinogenesis) yolunda
anti-promoter (anti-etkinleştirici) etki gösterdiler."
Epidemiyoloji ve toplum sağlığı gazetesindeki bir haberde Goldacre şunları
söylüyor:
"Zeytinyağı,
kolon kanserinin ilerlemesinden koruyucu bir etkiye sahip
olabilir. Zeytinyağı, safra asidi miktarını azaltıyor ve
bağırsaklardaki hücre yenilenmesini düzenlediği düşünülen yararlı enzim
miktarını artırır."
Araştırmacılar, zeytinyağının deoksilik asit
olarak adlandırılan madde miktarını azalttığını ve bağırsaklardaki hücre
bölünmesiyle ilişkilendirilebilen diamin oksidase enzimini
düzenleyerek, bağırsak kanserine karşı koruyucu bir etkisi
olduğunu tahmin etmektedirler. Hayvanlar üzerinde yapılan eski araştırmalar,
zeytinyağının kanser ve tümör
oluşumunda aspir(papatyagiller familyasından bir yağ bitkisi) ve balık yağından
daha faydalı olduğunu ortaya çıkarmıştır. Japon bilim adamları, saf
zeytinyağının güneşlendikten sonra deriye uygulanmasının, yavaş
büyüyen tümörle deri kanserine karşı korucu bir etkiye sahip
olabileceğini söylüyorlar.
Meme Kanseri
Amerikan Tabipler Birliği'nin, "Archive of Internal
Medicine" dergisinin 12 Ocak 1998 sayısında bir makale yayınlandı.
İsveç'teki Karolinska Enstitüsü'nden başta Alicja Wolk olmak
üzere 8 bilim adamından oluşan bir ekip tarafından, 40-76 yaş arası 61471 kadın
üzerinde, 4 yıl süren meme kanserleri üzerine, bir araştırma
yapıldı. Araştırmada, günde bir çorba kaşığı zeytinyağı
(yaklaşık 10 g.) almanın, aynı anda başka yağlı maddeleri azaltmak koşuluyla,
meme kanseri riskini % 45 oranında
düşürdüğü tespit edildi. Aynı derginin 27 Mart 2000 tarihli sayısında
yayınlanan bir çalışmayla da, yüksek oranda zeytinyağı tüketen
kadınların, göğüs kanserine yakalanma riskinin azaldığı tespit
edilmiştir.
Harvard Üniversitesi, Halk Sağlığı Okulu Epidemiyoloji Bölümü Başkanı Dr. Dimitrios Trichopoulos:
"Amerikalı kadınlar, doymuş
yağların yerine daha fazla zeytinyağı tüketmiş olsalardı,
göğüs kanseri riskinde %50 kadar azalma gerçekleşebilirdi.
Zeytinyağı bazı habis tümör türlerine karşı koruyucu bir etkiye
sahiptir: Prostat, göğüs, kolon, pullu hücre ve yemek
borusu tümörleri gibi" dedi.
Chicago'daki Feinberg Üniversitesi'nden Dr.
Javier Menendez başkanlığındaki heyet tarafından yapılan ve sonuçları
Amerikan Onkoloji Yıllığı'nın son sayısında yayınlanan
araştırmaya göre zeytinyağında bulunan oleik asit,
meme kanserine karşı koruyucu özellikler taşıyor. Oleik
asit, meme kanserinin tetikleyicilerinden olan
Her-2/Neu ya da ERB B-2 adlarıyla bilinen genin
harekete geçmesini engelliyor. Meme kanseri hastalarının
%30'unda, bu genin aktif olarak rol oynadığı ancak
zeytinyağındaki oleik asitin bu genin harekete
geçmesini büyük oranda engellediği belirlendi. Laboratuvar şartlarında yapılan
deneylerde, meme kanserinde Her-2/Neu seviyesi,
oleik asit sayesinde %20 azaltıldı.
Kanserli hücreler üzerinde yapılan deneyler, Her-2/Neu genini
etkisiz kılan oleik asidin, tedavinin etkisini
de arttırarak hastaların ömrünü uzattığını gösterdi.
Benzer bir çalışmada Northwestern Üniversitesi araştırmacıları
tarafından yapılıp, bu makale 10 Ocakta "Annals of Oncology"
dergisinde yayınlanmıştır. Makaleye göre, zeytinyağındaki
mono-doymuş yağ asiti oleik asit, göğüs kanserlerinin
%25-30'undan sorumlu kanser genini felce uğratabiliyor.
|
|
|
|
Northwestern Üniversitesi, Feinberg School of Medicine'dan Prof. Ruth Lupu, makale sonuçları ile ilgili olarak:
"Bu sonuçlar diyet, göğüs
kanseri tedavisi ve önlenmesi üzerindeki heyecan verici bir araştırmada
bize yol gösterecektir" dedi.
Göğüs kanseri hücreleri üzerinde yapılan bir seri laboratuvar
deneylerinde, göğüs kanserine neden olan Her-2/neu gen
ifadesinin, oleik asitle tedavi edildiğinde % 46'dan
daha fazla azaldığı tespit edildi. Lupu ve arkadaşları,
oleik asitin hem Her-2/neu onkogen seviyesini
baskıladığını, hem de çok sayıda göğüs kanseri hastanın
tedavisinde kullanılan HerceptinTM (trastuzumab)
ilacının etkinliğini artırdığını buldular. Akdeniz diyeti gibi
oleik asitle zengin diyet, Her-2/neu pozitif olan
göğüs kanseri hastalarında, kanserli hücrelerin
Herceptin'e direncini geciktirmiş
veya önlemiştir.
Sızma zeytinyağında,
anti-kanser kimyasalları tespit eden İspanyalı araştırmacılarda, bu
kimyasalların, göğüs kanseri riskini
azalttığını belirtiyorlar. Araştırmacılar, "sızma zeytinyağı"nı
parçalara ayırıp laboratuvarda göğüs kanseri hücrelerine karşı
test ettiler. Bu çalışmada, bitki kimyasalı olan
polifenol(bitkisel antioksidan) içeren tüm parçaların, göğüs kanseri
geni HER2'yi engellediği bulundu.
Polifenol adı verilen bileşikler, aşırı aktif HER2
geni taşıyan hücrelerin, apaptosis denen bir işlem sayesinde
kendi kendilerini yok etmelerini sağlarlar. Normal şartlarda
apaoptosis, kansere dönüşebilecek arızalı hücrelerin
temizlenmesine yardımcı olur. Herceptin ilacı
ise, HER2 genini hedefleyerek, yalnızca belli hastalarda etkili
olur.
"BMC Kanser" dergisinin son sayısında yayınlanan araştırmada,
Catalan Onkoloji Enstitüsü'nden Dr. Javier Menendez,
zeytinyağı açısından zengin Akdeniz tipi diyetlerin, kalp
hastalığı ve yaşlanmaya karşı da koruyucu etkisinin
olduğunu söyledi. Menendez:
"Bulgularımız ilk kez, sızma zeytinyağındaki karmaşık
fenollerin, göğüs kanserine neden olan, HER2
genini büyük ölçüde engellediğini gösterdi" dedi.
Bilim adamları oleik asitin en fazla zeytinyağında
bulunduğunu, bu nedenle tüketiminin çok önemli olduğuna dikkat çekiyorlar.
Rahim Kanseri
"Journal Cancer and
Control" dergisinde yayınlanan makalede;
ağırlıklı olarak zeytinyağı ile beslenen kadınlarda %30
oranında rahim kanseri riskinin azaldığının
görüldü belirtildi. Zeytinyağı ağırlıklı beslenen İtalya,
Yunanistan ve İspanya gibi Akdeniz ülkelerindeki kadınlarda,
diğer Avrupa ülkelerindeki kadınlardan daha düşük oranda rahim kanseri
görülmektedir. Beslenmenin, daha düşük orandaki rahim kanserinde
rol oynayıp oynamadığını öğrenmek için; Bosetti ve arkadaşları
rahim kanseri 1031 kadının beslenmesi ile kanser
hastalığı olmayan 2411 kadının beslenmesini karşılaştırdı. Araştırma sonucunda
günlük belli bir miktar zeytinyağı tüketen kadınlarda
rahim kanseri oranının, zeytinyağı tüketmeyen diğer
kadınlardan daha az düşük olduğu sonucuna vardılar.
Prostat Kanseri
New York'ta Buffalo Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü
çalışmada, zeytinyağı gibi bitkisel yağlarda bulunan bir madde
olan ß-sitosterol'ün, prostat kanser
hücrelerinin oluşumunu engellemede yardımcı olduğunu kanıtladı. Araştırmacılar,
ß-sitosterol'ün, hücrelerin bölünmemesi emrini veren hücre içi
haberleşme sistemini güçlendirdiği, böylece hücre büyümesi kontrolsüz hale
gelmeden kanserin engellenebileceği sonucuna
varmışlardır.
Deri Kanseri
Cilt kanserine karşı: Skualen adlı madde,
deriyi ultraviyoleye dayanıklı hale getiriyor. Japonya'nın
Kanazawa Üniversitesi'nden Budiyanto ve arkadaşlarının fareler
üzerinde yaptıkları bir araştırmayla ulaşılan sonuca göre;
güneşlendikten sonra vücuda sürülen yüksek kaliteli natürel
zeytinyağı, tümör oluşum riskini azalttığı için deri kanserine
karşı koruyucu etki sağlamaya yardımcı olduğu tespit edildi. Yine
keratin proteininin de, oksidasyonunu önleyerek saçların
yumuşak ve parlak kalmasını, tırnakların soyulmasını ve
kırılmasını engeller.
ZEYTİNYAĞI VE AIDS HASTALIĞI
Zeytinyağı, AIDS hastalığının nedeni olan
HIV mikrobuna karşı savaş açıyor. Granada Üniversitesi,
Madrid Carlos III Hastanesi'nden Organik Kimya uzmanı Prof. Andrés
García-Granados başkanlığındaki bir grup araştırmacı, yaptığı çalışmada; maslinik
asitin(zeytin kılıfını saran, mum tabakasında bulunan
bir madde), HIV mikrobunun enfekte ettiği hücreden, hücre dışı
ortama çıkmak için kullandıkları serin-proteaz enzimini inhibe
ettiğini(enzim çalışmasını durdurduğunu) ortaya koydu.
Sonuç olarak, enfeksiyonun tüm vücuda yayılmasını engellemektedir. Granada'daki bilim adamları, zeytin-ezmesi yağı kullanımının, AIDS mikrobu olan HIV'in yayılmasını %80 seviyesinde azalttığını gösterdi.
Zeytinyağı, incebağırsağı çalıştırıp kolesistokinin salgısını artırarak, kabızlığı önler. Zeytinyağı, katı yiyeceklerin sindirimini ve bağırsaklardan geçişini kolaylaştırır. Zeytinyağının barındırdığı bitkisel müshil, vücudun sindirim sistemini korur ve doğal bir müshil gibi çalışır. Sızma zeytinyağı, tek başına alınabileceği gibi, eğer tadı sevilmiyorsa, biraz limon suyu ile de karıştırıp alınabilinir. Bir çorba kaşığı zeytinyağı ile orta büyüklükte bir limonun suyu karıştırarak, her sabah aç karnına içilir. Zeytinyağı, iyi bir laksatiftir. Sürekli kabızlık çekenlerin, sabahları aç karnına bir bardak suyla, 2 kaşık zeytinyağı almaları gerekir. Dövülerek içine zeytinyağı karıştırılmış incir; mide ve bağırsakları temizlemek için yenilen bir çeşit sağlık reçetesidir. Zeytinyağı Fitili; Kalın bağırsağı temizlemede etkilidir.
|
|
MİDE VE SİNDİRİM SİSTEMİNE ETKİLERİ
Midenin çeşitli yağlı besinlere gösterdiği tolerans, kişiden kişiye değişir. Ama
genel olarak, bol yağlı bir yemek, insana ağırlık duygusu verir.
Yemek yağlı olduğunda, mide her zamankinden geç boşalır. Ne var ki 10
g.(1 çorba kaşığı) zeytinyağı, ister çiğ, ister önceden
ısıtılmış olsun, midenin boşaltma süresinde değişiklik yapmaz. Mide tarafından
en iyi tolere edildiği, başka bir deyişle hazmı en kolay yağ
olduğu için, vücudun vitamin ve mineralleri almasını da
kolaylaştırır.
Zeytinyağının, mide iç zarını koruyucu etkisi
olduğu, araştırmalarla ortaya konulmuştur. Bu da ülser
gelişimini engellemede önemli bir avantaj oluşturur. Mukozayı korur,
sindirim ve emilim sistemi
bozuklukları, barsak hastalıklarını önler. Sıcak ve
soğuk tüketildiğinde, mide asitliğini ayarlar, gastrit ve
ülsere karşı koruyucudur.
Zeytinyağı, mide ülseri ve kansere karşı
koruyucudur. Akdeniz diyetinin ana kaynağı olan zeytinyağında
bulunan polifenoller, Helicobacter pylori
bakterisinin neden olduğu enfeksiyonu önleyebiliyor. İspanya Grasa Enstitüsü,
Valme Hastanesi'nden bir grup araştırmacı, simule edilen in vitro şartlar
altında, polifenolce zengin ekstra virjin
zeytinyağının, antibiyotiklere dirençli olduğu
bilinen H.pylori'nin 8 suşuna karşı
antibakteriyal etkisinin olduğunu rapor etti. "Journal of
Agricultural and Food Chemistry" dergisinde editör Concepcion Romero:
"Bu sonuçlara bakıldığında,
ekstra virjin zeytinyağının, peptik
ülser ve gastrik kansere karşı kemoprotektif
(kanserle mücadele) ajan olabilirliği açıktır" diyor.
Araştırmacılar, daha önceki çalışmalarda yeşil çay, kızılcık şurubu
ve bazı diğer doğal besinlerin, H.pylori'nin gelişmesini
inhibe ettiğini gösterdi. Midenin asidik ortamında yaşayabilen
bu bakterinin, peptik ülser ve gastrite neden
olduğu bilinmektedir.
Yeni çalışma ilk kez laboratuvar deneylerinde kullanılan zeytinyağı
polifenollerin potansiyel anti-H. pylori rolü
araştırıldı. Ekstra virjin zeytinyağında
bulunan sağlığa yararlı fenolik bileşikler, midenin asidik
ortamında saatlerce kalabiliyor.
Aslında, simulasyon şartlar altında araştırma sonuçları şunu göstermiştir:
Zeytinyağında bulunan polifenollerin yarısı,
gastrik sıvının su fazına difüze olabiliyor ve bu fenoller, en
yüksek anti-H. pylori aktivitesi göstermektedir. Romero:
"Sonuçlar, secoiridoid aglycons bileşiklerinin, gastrik sıvının asidik ortamında parçalanmadığını gösterdi. Bu bileşikler, zeytinyağının en güçlü anti-H. pylori bileşikleridir" dedi.
Crespi, zeytinyağının
farelerde, Shay'ın deneysel ülserini engellediğine işaret etmiştir. Öte yandan
Taits, ülserli 102 hastayı tedavi ederken, hayvansal yağları,
zeytinyağı ile değiştirmenin, olguların %33'ünde lezyonlarda
bir azalma ve %55'inde ülser nedbeleşmesi(doku yitimlerini onarma süreci)
yaptığını, buna aşırı asit salgısı ve antral hipermotilitede bir iyileşmenin
eşlik ettiğini bulmuştur.
Ancel Keys, Akdeniz ülkelerinde kalp ve damar hastalıklarına çok az
rastlanmasının nedenini araştırmış. Bütün yemeklerde sadece natürel
sızma zeytinyağı kullanan bu hastalarda, ülser yaralarının
kapanma oranının % 55 olduğunu saptamıştır.
Sabah aç karnına, sindirimi kolaylaştırmak, mide
yanması ve gaz problemlerine, iştahsızlığa
karşı mideyi güçlendirmek için bir
çorba kaşığı sızma zeytinyağı içilir.
Kuru incir
ve zeytin, mide ağrılarına, hatta
ülsere karşı şifadır: Kırk tane kuru incir, ortadan yarılarak bir
kavanoz içine konur. Üzerlerini kapatacak şekilde sızma yağı
dökülür. İncir zeytinyağının içinde kırk gün bekletilir. Sonra,
her sabah aç karnına, kavanoz bitinceye kadar bir incir alınıp yenilir.
SAFRA KESESİ TAŞINA ETKİSİ
Zeytinyağı
ayrıca gastrik hareketliliği azaltır. Bunun sonucu olarak dolgunluk hissi verir
ve midedeki besinlerden maksimum derecede faydalanılmasını sağlayacak şekilde,
yavaş ve azar azar ince barsağa geçişi sağlar. Mideden geçen bütün yağlar, ince
bağırsağa doğru aktarılmadan önce, küçük damlacıklar haline dönüştürülürler.
Safra bu dönüşümü kolaylaştırır.
Zeytinyağı, yararlı etkilerini yağların sindirimini tetikleyen
öd salgısının aktivitesine borçludur. Zeytinyağı,
karaciğer ve safra kesesi fonksiyonunu uyararak safrayı arttırır.
Sarılıkta çok faydalıdır, karaciğer ağrılarını giderir.
Zeytinyağının hepato-biliyer(karaciğer ve safra kesesi)
sistemi üzerindeki etkilerinden biri, optimal safra salgısı
emilimini sağlaması ve safra kesesini tamamen boşaltmasıdır.
Karaciğerde safra tuzlarının sentezlenmesini uyarmasının yanı
sıra, kolesterol atılım miktarını da çoğaltır.
Sindirim sistemine ait organların bir denge içinde çalışmasını sağlayan, hormon
benzeri bir madde olan kolesistokinin salgılanmasında alınan
gıdaların cinsi etkili rol oynar. Zeytinyağı yenildikten sonra
salgılanan kolesistokinin, safra kesesi
kasılmasını uyarmanın dışında, safra kanalının bağırsaktaki ağzı olan
oddi büzücü kasının, daha uzun süre açık kalmasını sağlar. Bu da,
safra kesesi tembelliği, safra taşı oluşumu ve
sindirim güçlüğü gibi sağlık sorunlarını ortadan kaldırır.
Safra da, ince bağırsağa geçer geçmez lipitlerin ince bağırsak
mukozasından emilecek şekilde parçalanmasını sağlar.
Safra kesesi taşı, kolesterol veya safra sıvısının
katılaşmasından oluşan sert bir bileşimdir. Düzenli olarak
zeytinyağı tüketilmesi, böbrek ya da
safra taşlarının oluşmasını önlemektedir. Heaton, safra kesesinin
kolesterolden temizlenmesine yardımcı olur. Safra
kesesi tıkanıklığında ve taşında; sabahları aç karnına
50-100 gr. Zeytinyağı alınır ve tedaviye 1 hafta devam edilir.
Zeytinyağı, yararlı etkilerini yağların sindirimini tetikleyen
safra salgısının aktivitesine borçludur; çünkü bunlar safra
salgısı tarafından sindirilir.
Chauffard ve Dupre, eski zaman doktorları tarafından da iyi bilinen bu yararlı
etki nedeniyle, 1988'e kadar, zeytinyağının ampirik(deneysel)
bir ilaç olduğunu ve oruç tutarken sabahları büyük dozların (günde
200-300 gram) tavsiye edildiğini ileri sürmüştür. Singer ve Pavel gibi diğer
araştırıcılar, her zaman, zeytinyağının
kolesistopatilerin(safra kesesinin az çalışması, karaciğere kolesterol
taşınmasında artış) tedavisinde yararlı olduğunda birleşmişlerdir. İtalya'da
zeytinyağı tüketiminin daha yüksek olduğu bölgelerde,
safra taşı oluşumunun daha seyrek olduğunu bulan Messini ve
Cairelli'nin çalışmalarıyla doğrulanmıştır.
Halsizlik, safra kesesi taşı: Hint cevizi (noix
muscade) zeytinyağı. Safra-böbrek sifonu tedavisi de denilen
basit bir tedavi vardır. Zeytinyağını elma suyu, epsom
tuzu(magnezyum sülfat) ve limon suyu ile
karıştırıp içilir. (Andreas Moritz, "Harika Böbrek Temizleme Yöntemi')
DİYABETTE ZEYTİNYAĞI
Tekli doymamış yağ asitlerinin, kan şekerini düşürücü
bir etkisinin olduğu, pek çok çalışmayla kanıtlanmıştır. Zeytinyağının
diyabetli hastalarda kandaki şeker oranını %12
oranında azalttığı tespit edilmiştir.
Çoklu doymamış yağlarda(Omega 6), şeker
hastalığına karşı mücadelede koruyucu etki gösterir. Kandaki
insülin oranının düşmesini kolaylaştırır. Kan şekerini,
pankreas tarafından salgılanan, insülin düzenler.
Zeytinyağının içerdiği, oleik asit, pankreas
enzimlerinin çalışmasını uyarır.
II. Federico Üniversitesi, Dahiliye ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü'nden
A. A. Rivellese, G. Riccardi ve M. Mancini:
"Zeytinyağı, insülin direncini engeller ve
kandaki glikozun daha iyi kontrolünü, tedavinin daha etkili olmasını sağlar"
dedi.
Zeytinyağı, şeker hastalığıyla çok yakından
ilişkisi olan pek çok risk faktörünü önleyici etkisi vardır.
Zeytinyağı, diyabet
hastalarında kalp hastalıkları riskini önlüyor.
Pre-diyabet ve metabolik sendrom üzerine
ulusal bir kongrede sunulan bir araştırmaya göre, Tip 2 diyabet
hastalarının yiyeceklerine eklenen zeytinyağı, kalple
ilgili riskleri azaltabiliyor.
Tunus Monastir Biyokimya Laboratuvarı başkanı Dr. Mohammed
Hammami, kardiyovasküler hastalıklara karşı koruyan Akdeniz
diyetinin potansiyel mekanizmasını tanımlamak için başlattıkları çalışmada,
Tip 2 diyabet hastaları üzerinde beslenmesinde dahil olduğu
homosistein(yeni kolesterol) ve diğer kardiovasküler
risk faktörleri arasındaki ilişkiyi analiz etti.
Dr. Hammami'ye göre, plazma homosistein düzeyi, ekstra
virjin zeytinyağı tüketen diyabet hastalardan, az veya hiç tüketmeyen
diyabetli hastalarda daha düşük bulundu. Yapılan çalışmayı,
kardiyovasküler risk faktörleri özellikle de
homosistein düzeyi üzerinde, Akdeniz diyetinin yararlı etkilerini
gösteren diğer çalışmalar da desteklemektedir.
Zeytinyağının farklı bileşiklerinin etkilerini araştırmakla
çalışmasına devam ettiğini söyleyen Dr. Hammami, zeytinyağında
bulunan oleik asit ve diğer minör bileşikler,
vitamin ve polifenollerin, homosistein
düzeyini düşürdüğünü gösterdi.
OBEZİTE VE ZEYTİNYAĞI
İnsülin, kanda bulunan glikozun(şeker),
glusidlerin(kan şekeri endeksi) sindirilmesinden sonra ihtiyacı olan
hücrelere girmesine ve glikojen halinde karaciğerde
ve kaslarda depolanmasına olanak sağlar. Ancak insülinin
etkisiyle, fazla glikoz yağa dönüşür.
Pek çok çalışma, zeytinyağının şişmanlama üzerinde dolaylı olumlu etkisi
olduğunu ortaya koymuştur. Oleik asit kandaki şekeri
düşürür, böylece fazla insülini azaltarak, insüline
karşı hassasiyeti düzene sokar. Zeytinyağı, aşırı
şişmanların metabolizmasındaki bozuklukların azaltılmasında da yarar
sağlar. Harvard Üniversitesi Halk Sağlığı Okulu'ndan Frank
Sacks:
"Zeytinyağı
açısından zengin bir diyet, aşırı şişmanlığı kontrol altına almada ve tedavi
etmede, düşük yağlı bir diyetten daha etkilidir. Ayrıca daha uzun süreli
kilo kaybına neden olur ve kiloyu korumak
daha kolaydır" diyor.
Wageningen Üniversitesi'nden Profesör Kim Knoops tarafından
yürütülen çalışmada, obez deneklerin de Akdeniz tipi beslenme
sayesinde önemli ölçüde kilo verdikleri, tansiyonlarının normale döndüğü,
şeker, kolesterol ve trigliserit oranlarının düzeldiği ifade
edildi.
Avrupa'nın 11 ülkesinde 10 yıl süreyle, sağlığı iyi, sigara içmeyen, az alkol
kullanan ve fiziksel olarak aktif 2339 kişi üzerinde yapılan çalışmanın
sonuçları, ABD'de Amerikan Tıp Birliği Dergisi'nde yayınlandı.
Wageningen Üniversitesi'nden Profesör Kim Knoops tarafından
yürütülen çalışmada deneklere, meyve, sebze, zeytinyağı ve
balıktan oluşan "Akdeniz Diyeti" uygulandı. 180'i obez olan
deneklerin, Akdeniz tipi beslenme sayesinde iki yıl içinde önemli ölçüde kilo
verdikleri, tansiyonlarının normale döndüğü, şeker, kolesterol ve
trigliserit oranlarının düzeldiği, iyi kolesterol
oranlarının arttığı belirtildi.
|
|
MENAPOZ
Zeytinyağında bulunan, östronlar;
östrojen hormonudur. Zeytinyağının, östrojen
hormonlarının takviyesi yönünden, menopoz dönemindeki kadınlar
için de önemli olduğunu kanıtlayan bilimsel çalışmalar vardır.
BÖBREKLER
Zeytinyağı, tekli doymamış yağ asitleri
içeriği nedeniyle, böbrek taşlarına neden olan kolesterol
üretimini azaltarak, böbrek taşı oluşum riskini düşürür.
İçindeki klor sayesinde böbreğin çalışmasına
yardımcı olur ve böylece vücudun atıklardan arınmasını
kolaylaştırır.
ZEYTİNYAĞININ: BÜYÜMEYE ETKİLERİ
Süt çocuklarının kalori alımının yaklaşık % 50'si lipit şeklindedir ve bunun % 10'unu çoklu doymamış yağ asitleri oluşturur. Sütten kesildiği zaman, bebeğin hâlâ oldukça büyük miktarda lipitlere gereksinimi vardır. Bebeklerde esansiyel yağ asidi yetersizliğinin görülmesi pek mümkün değildir; fakat linoleik asit alımının az olması gelişmeyi geciktirebildiği gibi, deri, karaciğer ve metabolik bozukluklarda oluşturabilmektedir.
Doğum öncesi ve sonrasında bebek
beyninin ve sinir sisteminin, sağlıklı bir
şekilde gelişebilmesi, beslenmeyle doğrudan bağlantılıdır. Zeytinyağı,
bu açıdan da vazgeçilmez bir besindir. Çünkü zeytinyağı, çocuk
gelişiminde hayati önem taşıyan yağ asitlerini, anne
sütüne eş miktarda içerir. Zeytinyağında bulunan
oleik asit, annesini emerek beslenen bebeğin sinir
dokularının gelişimi açısından çok faydalıdır.
Zeytinyağı, anne sütüne en yakın miktarda linoleik asit
içerir. Yağsız inek sütüne zeytinyağı katıldığında anne
sütü kadar doğal bir besin kaynağı özelliği kazanır. Zeytinyağı,
aslında oldukça düşük miktarda esansiyel yağ asitleri temin
eder, fakat linoleik/linolenik oranı anne sütünde
bulunana benzerdir.
|
İnsan
sütü, hayvansal ve bitkisel yağlarda bulunan "yağ asitleri"nin
karşılaştırılması.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Çoklu doymamış yağların yeterince
alınmaması, çocukların beyin hücrelerinin
zarlarında bozukluklara, sonucunda da öğrenme güçlüğü
ve davranış bozukluğuna neden olabilir. Sinirlerde akışkanlık
için gereken enzimlerde eksilmeye, retinada rahatsızlıklara,
hücrelerin bazı toksinlere olan dirençlerinde düşüşe yol
açabilir. Linoleik asidin eksikliği,
gelişimin yavaşlamasına ve hatta birtakım deri rahatsızlıklarının
ortaya çıkmasına neden olur.
KEMİK GELİŞİMİNE YARDIMCI OLUR
Kemikler, organizmanın mineral yapılarının deposunu oluşturur.
Kemiklerde mineral birikimi olmadığı takdirde, kemik
erimesi gibi ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkar. Bu bakımdan,
zeytinyağının, iskelet yapısı üzerinde çok olumlu
katkısı vardır. Zeytinyağının içerdiği, A, D,
E ve K vitaminleri, çocukların
ve erişkinlerin kemik gelişimine yardımcı
olması, kalsiyumu sabitleyerek kemikleri güçlendirmesi
bakımından oldukça önemlidir. Ayrıca, kemik mineralizasyonunu (minerallerin
kemiklerde çökmesini sağlar) harekete geçirerek kalsiyum kaybını
engeller.
Zeytinyağı, kemik ve vücut gelişmesi açısından önem
taşımaktadır. İnsanlarda kemik oluşumunu olumlu yönde
etkileyerek vücudun iskelet yapısını güçlendirir. Bu özelliği
ile bir yandan büyümeye yardımcı olduğu için çocuklar, öte
yandan da kemik erimesini (osteoporoz) frenlediği için
erişkinler, özellikle kadınlar için çok yararlıdır.
Çocukları raşitizmden korur. Günde birkaç damla
zeytinyağı, bebeğin gelişimine büyük katkı sağlar.
Yaşlılıkta diğer ciddi bir problem de kemik
kalsifikasyonudur(Kemiklerdeki kalsiyumun kaybı, kireçlenme). Laval-Jeantet
tarafından yapılan çalışmalara göre, zeytinyağının yararlı bir
etkiye sahip olduğu görülmektedir. Bu etki doza bağımlı da olabilir. Çünkü ne
kadar fazla zeytinyağı yenirse, ortaya çıkan kemik
mineralizasyonu da o kadar iyi olmaktadır. Kemiklerin yapısal lipitleri
içinde büyük miktarlarda oleat bulunur.
Güney Fransa'da yürütülen araştırmada doğrulandığı gibi, sağlıklı bir
kemik mineralizasyonu elde edebilmek için, esansiyel yağ asitlerinin
öngörülen düzeylerde temin edilmesi ile birlikte, diyetle yeterli miktarlarda
oleat alınmasına da gereklidir. Zeytinyağı
içeren bir diyet, böyle bir oleat alımını tümüyle
karşılamaktadır. Fransız araştırmacılarına göre, zeytinyağı,
erişkinlikte yaşlanmanın neden olduğu kalsiyum kaybını önlemek
için gereklidir. Musahipzade Celâl'in, "Eski İstanbul Yaşayışı"nda:
Zeytinyağı, vücuda kalsiyum alınışını kolaylaştırır, kireçlenmeyi
önler der. "Laval-Jeantet" de başka bir çalışmada,
zeytinyağının, kemiklerin sertleşmesini kolaylaştırdığını, bu nedenle
de zeytinyağı tüketilmesinin kemik erimesini önleyen
etkenlerden biri olduğunu ortaya çıkardı.
EKLEM ENFEKSİYONUNU ÖNLER
İltihap ve kireçlenme, kişide büyük ölçüde
ağrı, şişme veya sertleşmeye neden olur. Bu da kişinin hareketlerini
önemli oranda kısıtlar. Kahvaltıdan önce alınan bir çorba kaşığı
zeytinyağı, bu ağrı ve semptomları azaltıp, hastalıkların oluşmasını
engellemektedir. Zeytinyağı, mevcut en güçlü anti-iltihapsal
yiyeceklerden biridir. Zeytinyağı, eklem hastalığı
riskini azaltmaktadır. Linos tarafından, 145 romatizmal eklem iltihabı
çeken, 188 sağlıklı insan üzerinde Yunanistan'da bir araştırma yapıldı. Bu
araştırma, hastalığa yakalanma riskinin, sızma zeytinyağını
tüketen grupta, 2,5 kez daha düşük olduğunu gösterdi. Bu sonuca etkisi olduğu
sanılan oleik asit, iltihaplanmayı kolaylaştıran maddelerin
oluşumuna karşı savaşır.
Araştırmacıların raporlarına göre, bol miktarda zeytinyağı ve
pişmiş sebze yiyenlerin, romatizmal artrit
geçirme riskleri azalabilmektedir. Yunanistan'da yapılan araştırmaya göre
romatizmayı önlüyor. Amerika'da yapılan araştırmada iyi kalite
zeytinyağının içinde bulunan kimyasal maddelerin, aynı bir ağrı kesici
gibi etki gösterdiği ortaya çıkarıldı. Ağrı kesiciden farkı yok.
Her gün bir çorba kaşığı tüketilen
zeytinyağından, ağrıyan yerler ovularak acılar
azaltabilinir. Vücuttaki tutulmaları azaltmak için, zeytinyağlı
masajlar yapılır. Zeytinyağı tortusu, siyatik, mafsal
ağrılarına, sürülürse iyi gelir. Zeytinyağı, romatoid artritleri
önlemeye yardımcı olur.
|
|
KAS
KRAMPLARI VE AĞRILARINDA YARARLI
Sonuçları İngiliz bilim dergisi ''Nature''da yayınlanan
araştırmayı yürüten ABD'nin Philadelphia'da
faaliyet gösteren Monell Kimya Merkezi araştırmacılarının
lideri Paul Bresling, sızma zeytinyağında ''İbuprofen''
adlı ağrı kesicilerde bulunan bir maddeye rastlandığını
açıkladı. Bilim adamı, sızma zeytinyağının içinde bulunan ve genizden
geçerken yakıcılık veren maddenin, aynı İbuprofene
benzeyen özelliğe sahip olduğunu söyledi. Bresling, düzenli olarak günde 50 gram
soğuk presle sıkılmış sızma zeytinyağı
kullanımının, günlük olarak tavsiye edilen İbuprofen dozajının
%10'una denk ağrı kesici etkisinin bulunduğunu belirtti.
Araştırmada, önerilen düzeyde sızma zeytinyağı yemenin,
migren gibi genellikle kronik ağrıların etkilerini
azalttığı da ifade edildi.
Monell Chemical Senses Merkezi ve Philadelphia The Sciences Üniversitesi'nden bilim adamlarının raporuna göre; extra virgin zeytinyağların yapısında doğal olarak bulunan oleocanthal kimyasal bileşiği, non-steroidal anti-inflammatory özellikte bir maddedir (steroid olmayan anti-inflamatuar).
Araştırma sonuçları, giderek şiddeti artan inflamasyonun, çeşitli kronik hastalıklarda anahtar bir rol oynamasından dolayı önem taşımaktadır. Biyolog Gary Beauchamp (Monell, PhD), Akdeniz mutfağının sağlık üzerine bazı etkilerinin, kaliteli (birinci sınıf) zeytinyağlarının yapısında bulunan oleocanthalın doğal anti-COX aktivitesinden kaynaklanabileceğini ortaya koydu. Sonuçlar, "Nature" dergisinin "Eylül Bülteni"nde yayımlandı.
Monell ve The Sciences
Üniversitesin'den bilim adamları, oleocanthal ve
ibuprofen arasındaki sensory (duyumsal) benzerlikleri ve ortak
farmakolojik özellikleri araştırdı. Çalışmalar, ibuprofen gibi
oleocanthal bileşiğinin de COX-1 ve COX-2 enzimlerinin
aktivitesini inhibe ettiğini gösterdi. COX aktivitesinin inhibisyonuna,
ibuprofen ve diğer non-steroidal anti-influmatuar yatıştırıcıların (NSAIDs)
anti-inflamatuar fonksiyonu sebebiyet verir. Elde edilen yeni sonuçlar,
oleocanthalın doğal anti-inflamatuar madde olduğunu
gösteriyor.
-Aynı miktarda sızma
zeytinyağı ile karanfil yağı karıştırılır. Bir havlu sıcak suya
batırılıp sıkılır ve kramp olan bölgeye birkaç dakika boyunca bastırılır. Sonra
ısınmış olan kas bölgesine hazırlanan karışım sürülür.
-Ağrıyan adaleye, zeytinyağıyla
biberiye karıştırılıp masaj yapılır.
-Zeytinyağı ve birkaç damla sarımsak;
eklem, diz ve tüm kemiklere iyi gelir.
-Romatizma ağrıları için, dövülmüş kuru defne
yapraklarını, zeytinyağı içinde sulandırıp krem haline
getirilir, ağrıyan yere bolca sürülür.
DERİ YARALANMALARINDA
ZEYTİNYAĞI
Zeytinyağının, polifenol
bileşenleri, kozmetik ve ilaç sanayinde deri
hasarını önleyici olarak kullanılan (tokoferoller gibi - Antioksidan (oksitlenmeyi
önleyici) etki gösteren bir grup tokoferol denilen maddelere kısaca E vitamini
denmektedir.) geleneksel antioksidanlarla karşılaştırılmıştır.
Sonuçlar, polifenenollerin radikalleri (hücrelere, canlıya
zarar verebilen) yok etmede en yüksek etkinliğe sahip olduğunu göstermiştir.
Kesiklerin üzerine zeytinyağı koyma alışkanlığı çok
eski zamanlardan bu yana bilinmektedir. Zeytinyağı,
yaraların tedavisinde kullanılan merhemlerin
ana maddelerinden birini oluşturmaktadır.
- Ağız içindeki yaralarda, zeytin yaprağı
çiğnenir.
- Apseli ve akıntılı yaralarda; mürsafi,
mesteki, sarısabır, çam sakızı, terebentin, birer tatlı kaşığı alınarak yeteri
kadar zeytinyağı ile merhem yapılır, yaraya sürülür.
- Deri yırtılmaları veya kesiklerde,
zeytinyağını, arı balmumu, doğranmış soğan ve kuyruk yağı ile
karıştırarak yara merhemi olarak kullanılır.
- Düşme, çarpma sonunda oluşan morluklarda, hemen
zeytinyağı sürülür.
- Zeytinyağı, kafa derisine sürüldüğünde kepekleri
yumuşatarak uzaklaştırılmalarını kolaylaştırır.
- Alerjik çocukların tedavisinde, saç dökülmesinde,
çatlamış derilerin tamirinde, kaynatılmış ve süzülmüş ılık zeytinyağı,
doğal bir ilaç görevi görmektedir.
- Keratin proteininin oksidasyonunu önleyerek saçların yumuşak
ve parlak kalmasını, tırnakların soyulmasını ve kırılmasını
engeller.
- Zeytinyağı, yağ asitleri eksikliği nedeniyle oluşan egzamaları
azaltır. Eşit miktardaki zeytinyağı, çiğ süt
ve su, iyice karıştırılıp, egzamaya sürülür.
- Yaprakları ile taze dalları dövülerek, yara
üzerine konulur. Siyatik için de uygulanır.
- Yakıcı ağrılara sebep olan zona cilt hastalığında,
önce eşit oranda karıştırılan su ve sirke ile kompres yapıldıktan sonra,
zeytinyağı ile masaj yapılır.
- Cildin nemli kalma yeteneğini arttırır. Cilt
yanıkları, deride çizik, yara veya enfeksiyon durumunda, üzerine merhem niyetine
uygulanabilinir.
- Tıraş köpüğü yerine kullanılabilir.
- Ödem oluşmasını önleyicidir.
- Sivrisinekler ve karasinekler,
zeytinyağı sürülmüş cildi ısırmazlar.
- Eğer kene yapışalı bir saatten az olmuşsa,
üzerine birkaç damla zeytinyağı damlatarak öldürmeye çalışılır.
Zeytinyağını 10 ila 15 dakika kadar tutulur, büyük ihtimalle
kene düşecektir. Eğer kene, 2 saatten uzun kalmışsa ve düşmemişse mutlaka tıbbi
yardıma başvurmalıdır.
- Denizanası ısırıklarında, tedavide zeytinyağı
kullanılır. Zeytinyağından bir miktar ısırılan bölgeye sürülür.
Yine de hemen tıbbi yardıma başvurulmalıdır. Çünkü denizanası ısırıkları,
çeşitli tehlikeli komplikasyonlara yol açabilir.
- Soğuktan donmaya karşı, 3O'ar gr zeytinyağı,
nane yağı ve amonyağı karıştırılır. Söz konusu bölgeye ovarak yedirilir.
|
|
GÜNEŞ YANIĞI SONRASI ZEYTİNYAĞI TEDAVİSİ
Amerika'nın beslenme uzmanı Ancel Keys:
"Ciltlerine radyasyon verilmeden önce zeytinyağı sürülen hastalarda, zeytinyağının radyasyona karşı kesin ve tam bir koruyucu madde olduğu saptanmıştır" der.
- Ağrılı güneş yanıklarında,
kızarmış deri, zeytinyağı ile ovularak rahatlatılır. Hatta çoğu
zaman güneşte aşırı kalma sonucu oluşan yıpranmış ciltte
zeytinyağı ile onarılabilinir. Zeytinyağı, güneşten
korunmayı sağlamaz. Sonrasında oluşacak acı ve ağrıları hafifletmede
yardımcı olur.
- Aynı miktarda sızma zeytinyağı ve
su karıştırılır. Mayonez kıvamında yumuşak bir karışım elde
edinceye kadar çırpılır. İlgili bölgeye sürülür.
- Yıpranmış cilt için zeytinyağı ve papatya
çayından oluşan bir kompres yapılır. İlgili bölgeye uygulanır.
- Yanıklarda: Yumurta akı, zeytinyağıyla
karıştırılıp yanık yarasının üzerine uygulanır.
- Havacıva otu, zeytinyağı ile merhem haline getirilerek
yanıklara sürülür.
- Zeytinyağını, biraz tentürdiyotla
karıştırarak eczanelerde satılanlardan çok daha ucuz ve sağlıklı bir
güneş yağı elde edilebilinir.
- Güneşte uzun süre kalmaktan oluşan cilt kuruluğu
için, zeytinyağı sürülmelidir.
- Zeytinyağı, sıcak olarak içilirse, basur
şikâyetlerini giderir.
- Arı veya sivrisinek ısırıklarında,
şişen bölgeye zeytinyağı sürülür.
- Egzamaya karşı, zeytinyağı sürülür.
- Mantar hastalığını önlemek için: Lapa haline getirilmiş
zeytin yaprakları, gerekli bölgeye konulup bekletilir.
- Ayrıca içindeki klor sayesinde de böbreğin çalışmasına
yardımcı olur ve böylece vücudun atıklardan arınmasını kolaylaştırır. - Bunların
yanı sıra beyin damarlarının sağlığına da olumlu etkisi vardır.
- Varislere, zeytinyağı ile masaj yapılır.
KULAK AĞRILARINDA
Kulak ağrılarını dindirmek, tıkanmış kulakları
temizlemek için de iki damla ılık zeytinyağı
kullanılabilir. Ağrıyan kulak üstte kalacak şekilde, baş, bir havlunun üzerine
konulur. Birkaç dakika uzanılır. Sonra öbür tarafa dönülür ki zeytinyağı
kulaktan havluya aksın.
BOĞAZ AĞRISI VE ÖKSÜRÜKTE
Miami Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden D. Peck;
zeytinyağının, bağışıklık sistemini güçlendirdiği
ortaya çıkarmıştır. Zeytindeki polifenollerin,
salmonella, kolera, stafilokoklar, pseudomonalar ve
grip (Influenza) gibi mikroorganizmaların gelişme hızını durdurduğu
veya yavaşlattığı laboratuvar ortamında gösterilmiştir.
- Nezle ve gripte,
zeytin ağacının dalları ve yaprakları kaynatılarak buharı
teneffüs edilir.
- Boğaz ağrısı için, zeytin çekirdeği,
karabiber ile dövülüp, tülbent arasına konarak boğaza bağlanır, aynı
zamanda limon suyu ile gargara yapılır.
- Ses kısıklığında, zeytin ağacının sakızı,
ağızda yavaş yavaş eritilerek yutulur.
- Öksürüğe karşı, zeytin ağacı sakızı, bir
bardak sıcak su ile içilir.
- Reçineli yağ ise, rinofaranjite(burun arkası
ve larenks bölgesine yayılmış bir nezledir) karşı önerilen bir
antiseptiktir.
- Yüksek ateşte, 50 gram zeytinyağı bir litre
su ile karıştırılıp kaynatıldıktan sonra, yemeklerden önce birer çay bardağı
içilir.
- Zatürre, 4 saat arayla birer kaşık zeytinyağı
içilir. Zeytinyağı ve dövülmüş sarımsak
yenilir. Ya da, 3-4 kaşık limon suyu, 1 bardak bal
ve yarım bardak zeytinyağı bir tencereye konulur. Yaklaşık beş
dakika kısık ateşte ısıtılır. Her iki saatte bir, bir çorba kaşığı içilir.
ZEYTİNYAĞI GÜZELLİKTİR
- Zeytinyağının
sağlık ve güzellik kaynağıdır. Cildi besler, korur ve
yumuşatır. Cildin hem görünüşünü hem de yapısını güzelleştirir.
- Cildin onarılmasına katkıda bulunur, su
kaybını önleyen güçlü bir nemlendirme özelliğine sahiptir.
Zeytinyağı, cildi sıkılaştırmak, yıpranmayı önlemek, saçları
yumuşatmak, tırnakları güçlendirmek için kullanılır. Cilde, temiz
ve parlak bir görünüm kazandırır.
- Yüz için; 1 çorba kaşığı toz kil, biraz suya atılır, buna 1
çorba kaşığı zeytinyağı eklenir. Karışım yüze sürülüp, 15 dakika bekletilir.
Sonra yüz ovularak yıkanır.
- Gözleri kuvvetlendirmek için, zeytin yaprağı külünden
sürme yapılır. Ya da saf zeytinyağı sürme gibi gözlere çekilir.
- Soğuktan, dudakların çatlamaması için,
üzerlerine biraz zeytinyağı sürülür.
- Çok kuru ve çatlak elleriniz için, yarım saat kadar ılık zeytinyağı
banyosu yapılır.
- Kuru cildi nemlendirmek için: 1 çorba kaşığı sızma
zeytinyağında iyice ezilmiş avokado meyvesi hamuru, yüze sürüp yaklaşık
10-15 dakika bırakılır, sonra ılık suyla yıkanır.
- Kırışıklıkları önlemek için haftada iki kez
zeytinyağı ve limon suyuyla hafifçe masaj yapılır.
|
|
ALTIN SIVININ: BAŞKACA YARARLARI
Zeytin suyuyla, zeytinyağının bir arada bulunması çok daha etkin bir formül oluşturuyor. Çünkü zeytin suyu tek başına hücreler arasındaki mikro sirkülasyonu yani kan dolaşımını hızlandırma yeteneğine sahip. Bunun anlamı da hücrelerin birbirleri arasındaki oksijen paylaşımını yani beslenmesini artırdığı için hücre yenileyici görevi görüyor olması.
- Astım
hastalığı olanlar zeytinyağı kandillerini rahatlıkla
kullanabilir.
- Kızartma tavalarınızı asla bulaşık makinesinde yıkamayın.
Elde yıkayıp, bir havluyla kuruladıktan sonra zeytinyağıyla
iyice ovarsanız ömrünü uzatırsınız.
- Evinizdeki büyük yapraklı bitkilere ya da çiçeklere ayda bir
kez, bir tatlı kaşığı zeytinyağı dökerseniz hem canlanır hem de
beslenmiş olur.
- Bebeğinizin ıslak mendilini kendiniz yapabilirsiniz.
- En iyi tıraş köpüğü, zeytinyağı. Zeytinyağı, yüzünüzü
yumuşatmada ve rahatlamada bire bir. Hem de basit kesik ve sıyrıkları da tedavi
etme özelliğine sahip.
Zeytinyağı, kuşkusuz yağlı besinlerdeki bütün kategorilerin şampiyonudur. Ancak özellikleri ne olursa olsun, tek başına optimal ve dengeli bir biçimde, gerekli yağ asidi miktarını vücuda sağlayamaz. Bu nedenle beslenme düzenimizde başka yağlı besinlerin de bulunması gerekir.
Dr. Erman Gündoğdu
Zeynep Uygur
ZEYTİNYAĞI VE ÖZELLİKLERİ
|
|
Zeytinyağı(olivae
oleum); zeytin ağacının, doğrudan meyvesinden sıkılarak;
hiçbir kimyasal işlem görmeden, katkı maddesi içermeden, doğal hali ile elde
edilen, oda sıcaklığında sıvı olarak tüketilebilen, yeşilimsi,
sarımtırak renkte, sıvı bir yağdır.
Ayçiçeği, soya, pamuk çekirdeği, mısırözü gibi bitkisel yağlardan farkı da,
doğal yollardan üretilmesidir.
Zeytinyağı, zeytinin etli meyvesinin,
çekirdeğiyle birlikte sıkılmasıyla elde edildiği için, tohumlardan elde edilen
diğer yemeklik yağların aksine; bir "meyve suyu"dur.
Zeytinin, ezilen ve parçalanan tane hücreleri; patlayarak, yağını
dışarı verir. Taze sıkılmış portakal ya da vişne suyu gibi, çiğ
ve saftır. Zeytinyağı, rengi, kokusu,
lezzeti ve hazım kolaylığı ile tüm sıvı yağların,
en değerlisi ve kralı olarak bilinir.
ZEYTİNYAĞININ BİLEŞENLERİ
Zeytinyağının,
sabit bir bileşimi yoktur. Çünkü zeytinyağı, kullanılan
zeytinlerin; türüne, üretim yılına, zeytinin geldiği
bölgeye ve zeytinin sıkılma yöntemine göre değişir. Ayrıca
yıldan yıla da farklılık gösterir. Zeytinyağı; yağ
asitleri, vitaminler, uçucu bileşenler, suda eriyen bileşenler ve
mikroskobik zeytin parçacıklarından oluşan, karmaşık bir
bileşimdir.
|
|
|
Zeytin tarlası: Güneş batarken |
Gıdalarımızda yer alan, iç
yağı, kuyruk yağı, tereyağı, ayçiçek ve zeytinyağı gibi yağlar,
kendine özgü bir metabolizmaya sahiptir ve farklı yapısal
özellikleri vardır. Bu farklılığın nedeni, yapılarındaki değişik yağ
asitleridir. Bu yağ asitleri, molekül yapısındaki
hidrojen sayısına göre; doymuş ve
doymamış yağları oluşturur.
Yağ Asitleri İki Ana Gruba Ayrılır
1-Doymuş Yağ Asitleri: Yapısındaki hidrojen atomu, fazla
olan yağlardır. Erime ısıları daha yüksektir. Bu yağlar, oda ısısında
katı haldedirler. Bu çeşit yağ asitleri,
kandaki kolesterol miktarını arttırırlar. Bu da, kalp
hastalıklarında önemli bir risk faktörüdür. Bu doymuş yağ asitlerinin;
başlıca kaynağı, hayvansal iç yağlardır.
2- Doymamış Yağ Asitleri: Bitkisel
veya balık yağlarında bulunur. Oda ısısında
sıvı haldedir. Kan kolesterolünü
yükseltmezler ve aksine faydalıdırlar. Zeytinyağında
bulunan yağ asitleri de, bu sınıfa girmektedir.
a) Tekli doymamış yağ asitleri:
Bu asitler, çift bağ yapar. Şayet, bir çift hidrojen atomu eksik
ise, yağ asidi, tekli doymamış olarak
adlandırılır. Bu asit, en çok zeytinyağında(oleik asit) ve
kolza tohumu yağında bulunur. Araştırmalar, tekli
doymamış yağların, kolesterolün kontrol
edilmesine yardımcı olduğunu göstermektedir.
b) Çoklu doymamış yağ asitleri:
Şayet bir çift hidrojen atomundan fazlası eksik ise,
yağ asidi, çoklu doymamış yağ asidi olarak
adlandırılır. Bu yağ asidinin pek çok bağı vardır. Bu nedenle,
oksitlenebilir. Çünkü serbest radikallere bağlanabilirler.
Çoklu doymamış yağ asitleri, işlem gördüğü dokuda
sentezlenirler. Depo edilmezler. Sürekli sentezlenmeleri gerekir. İster
katı, ister sıvı olsun, enerji yönünden tüm yağların,
ortak bir noktası vardır. Her birinin 1 gramı, 9 kalori
değerindedir.
Zeytinyağının kimyasal yapısı; doymuş yağ asitleri(%15), çoklu doymamış yağ asitleri(%15) ve temel olarak da, tekli doymamış yağ asitlerinden(% 70) oluşur. Zeytinyağının, yağ asidi bileşiminin ana özelliği; tekli doymamış asit düzeyinin, yüksek olmasıdır. Bu ise beslenme ilkelerine uygun ve beslenme açısından, dengeli bir bileşimdir.
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Diğer yemeklik yağlarla
karşılaştırıldığında zeytinyağında, tekli doymamış yağ
asitlerinden oleik asidin, çok yüksek nispetlerde
bulunduğu görülmüştür. Zeytinyağı, 9 ve 10 karbon atomları
arasında bir çift bağ bulunan oleik asiti, yüksek oranda
içermesiyle karakterize edilir.
Zeytinyağına, kendine has lezzetini veren birçok bileşen vardır.
Fenolik bileşikler, bunlar arasındadır. Fenolik
bileşikler, aynı zamanda, sebzelerde de bulunur ve biyolojik
olarak oldukça önemlidirler. Fenolik bileşikler,
serbest radikallerin engellenmesinde önemli bir rol oynarlar.
Fenolik bileşiklerin, aynı zamanda iltihap kurutucu ve
kanamayı durdurucu etkileri de vardır.
Zeytinyağı, antioksidan olan Oleuropein, Hidroksitirosolün zengin kaynağıdır.
Hidroksitirosol: Zeytin
ve zeytinyağında bulunan,
oleuropeinin başlıca parçalanma ürünü olan doğal-güçlü fenolik
bir antioksidandır.
Hidroksitirosol, en güçlü doğal serbest radikal
baskılayıcısıdır. Zeytinyağına, aroma tadını verir ve acılaşmayı önler.
İşlenmiş zeytin meyvesinde ve zeytinyağında
bulunur. Taze zeytinyağında miktarı daha azdır.
Zeytinyağı üretiminde, zeytinin işlenmesi sonunda,
zamanla oleuropein miktarı azalırken, hidroksitirosol
miktarı artar.
ESANSİYEL YAĞ ASİTLERİ
Yağ asitleri, insan vücudunda bazı işlemler görerek, değişik özelliklerde yağ asidine dönüştürülürler. Ancak bunun istisnaları da vardır. Oleik, linoleik ve linolenik asitlerin, dışardan olduğu gibi alınması gerekir. İnsan ve hayvan vücudu bunları, diğer yağ asitlerini işleyerek üretemezler. Oysa bunların, organizma için çok önemli işlevleri vardır. İşte bu yağ asitlerine, esansiyel(temel) yağ asitleri denilir. Çünkü sağlık bakımından bunlar, hayati önem taşırlar. Alınması önerilen miktar, günde 2 gramdır.
En önemli iki temel yağ asidi, Omega 3 (alfa-linolenik asit) ve Omega 6 (linoleik asit) yağ asitleridir. Günümüzdeki olağan beslenme ile aşırı Omega 6 ve çok az Omega 3 yağ asidi alınır.
|
|
|
Altın sarısı zeytinyağı |
Zeytinyağı, vücutta bulunan omega-6 yağ asidinin, omega-3 yağ asidine oranını da bozmamaktadır. Omega-3 ve omega-6 yağ asitlerinin vücuda belli bir oranda alınması çok önemlidir. Çünkü bu oranın bozulması durumunda; kalp, bağışıklık sistemi ile ilgili hastalıklar ve kanser de dahil olmak üzere, birçok hastalığın ilerlemesi söz konusu olmaktadır.
VİTAMİNLER
Vitamin E:
Zeytinyağı, en yüksek E vitamini aktivitesi gösteren
a-tokoferol içerir. Zeytinyağında, E
vitamini ve polifenoller (antioksidan) vardır.
Zeytinyağının her 10 gramı, 5 mg kadar
polifenol içerirken, diğer bitkisel yağların pek çoğu hiç polifenol
içermez.
Vitamin K:
En zengin K vitamini kaynakları,
yeşil yapraklı sebzelerdir. Zeytinyağı gibi
bitkisel yağlar, ikinci en önemli kaynaktır.
|
|
A vitamini, D vitamini, az miktarda fitoserol maddesi, zeytinyağında bulunur. Ayrıca zeytinyağında bulunan; Kalsiyum, fosfor, potasyum, kükürt, magnezyum, demir, bakır, mineraller, kemik gelişimini sağlar.
ZEYTİNYAĞININ ELDE EDİLMESİ
3000-4000 yıldan bu yana, aynı yöntemlerle elde edilen altın sıvıının lezzeti, bir başkadır. Zeytinin hasadı ve toplama şekilleri, binlerce yıldan bu yana, neredeyse hiç değişmemiştir. Elle toplama, ya da silkme yöntemi kullanılmıştır. Sadece zeytini ezme, hamurunu sıkma ve çıkan yağını bitkisel suyundan ayrıştırma teknikleri geliştirilmiştir. Bir bakıma, bu doğal ürün, geçen yüz yıllara, teknolojiye kafa tutmuştur. Bugün hidrolik pres makinelerinin yanı sıra, zeytin hamuruna hiç pres uygulamadan, merkezkaç kuvvetiyle zeytinyağı elde etmeyi sağlayan makineler de kullanılıyor. Bunların içinde en yaygını, kontinü sistemi olanıdır.
|
|
Tane, siyahlanıp,
et kısmı menekşe mor bir renk aldığı zaman, zeytin
hasadı başlar. Daha kaliteli sofralık zeytin ve zeytinyağı,
sağlam ve olgun zeytin tanelerini, ağacından hırpalanmadan elle
toplama usulüyle elde edilebilir. Ancak, zeytini, elle toplamak
işgücü maliyetini artırır, ürünün fiyatını yükseltir.
Zeytin, yere düşer ve günlerce kalırsa, tane eti bozulur, ondan
çıkarılacak yağın kalitesini de olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle sık
aralıklarla toplanmalıdır. Zeytin taneleri, işlemden önce
yıkanarak, üzerindeki tarımsal ilaç bulaşıkları giderilmelidir.
Küçük sepetlerde toplanan taneler, sonra ahşap veya plastik kasalarla taşınır.
Toplanan zeytinler, fazla bekletilmemeli, 10-15 saatte
işlenmelidir. Aksi halde açıkta bekletilen zeytinler, fermante
olur. İmkan yoksa, zeytinler, serin ve havadar depolarda,
altları ızgaralı, ahşaptan yapılı yüksek yerlerde 2-3 gün bekletilebilinir.
ZEYTİNYAĞININ ÇIKARILMASI
Ön Asya, Anadolu ve Akdeniz'in batısına damgasını
vurmuş eski uygarlıklardan bu yana, zeytinin, yağa
dönüştürülmesinin aşamaları şöyledir:
|
|
1)Zeytinlerin
toplanması
2)Yaprak ayırma ve yıkama
3)Kırma
4)Yoğurma (malaksör)
5)Katı/sıvı faz ayrımı (pres/dekantör)
6)Sıvı/sıvı faz ayrımı (dekantasyon/separatör)
Zeytin
yükünün, % 5-15'i, yabancı madde ve yapraklardan oluşur. Bunlar, yeterince
ayıklanmazsa, sıkılacak zeytinin, asit oranını, rengini,
kokusunu olumsuz yönde etkiler. Yapraklar ayrıldıktan sonra, suyla temizleme
yapılır. Zeytin tanelerine, yaprakların
karışması bir ölçüde normaldir. Taze zeytin yaprakları, çıkacak
yağa hoş koku verir. Ancak, karışan yaprak oranı yüksek olursa,
zeytinyağının rengi, yeşile döner, acı
bir tad oluşur.
Lodos ve poyraz, zeytinyağının
asidini etkiler. Lodosta işlenen zeytinin
asidi yükselir. Poyrazda duran zeytin, ambarlaşma
yapar, yani fermante olur, bu arada yağ asidi
de yükselir.
Düşük Asitli, Erken Hasat Zeytinyağı
Erken hasat, tam olgunlaşmadan toplanan zeytinlerin
soğuk sıkılmasıyla elde edilenidir. Erken
hasat edilen zeytinin, asidi düşüktür, nefis bir rengi
ve aroması vardır. Ancak, elde edilen yağın miktarı düşüktür. Örneğin,
erken hasat zeytinyağı elde edilmek istendiğinde; 6-7 kilo
zeytinden, 1 kilo zeytinyağı çıkarılır. Olgun
zeytinden ise, 4-5 kilo zeytine, 1 kilo
yağ çıkar. Ancak asit oranı daha yüksektir. Erken hasatta
zeytinin sapı, dalından zor ayrıldığından toplaması güçtür.
|
|
Erken hasat edilmiş meyvelerden üretilen bazı yağlar, hafif bulanık olabilirler. Ama özel tatları nedeniyle en çok aranılan ürünlerdir. Bulanıklık ayrıca, yağa çok özel bir tat veren tortuları korumak amacıyladır. Renkler, parlak sarıdan, çiğ yeşile kadar değişebilir.
Zeytin: Eziliyor, Öğütüyor ve Sıkılıyor
Zetyinyağını, karasudan ayırmanın, yörelere göre değişik yöntemleri vardır. Toplanan zeytinler, elde yassı bir taşta, düzlükte veya taş havanda, ya da herhangi bir bulgur kırma değirmeninde, eti ve çekirdeği dövülüp ezilir. Etle birlikte çekirdeğin öğütülmesi, elde edilen zeytinyağının tadını bozmaz, daha iyi korunmasını sağlar. Değirmenin çevrilmesine, zaman zaman ara verilir. Bir kürekle, zeytin hamuru karıştırılır, altüst edilir. Kıvamında hamur elde edilmesi için, tanelerin her yanı ayrı incelikte ezilmiş olmalı ve parmaklar arasında ovalandığında, kalın kum hissi uyandırmalıdır.
Hamur
haline gelen zeytinler, her biri yaklaşık 5 kg hamur alabilen
kıl, keçe veya koka denen çuvallara doldurulur.
Çuvallar, bir kabın üzerine yerleştirilir. Az bir zaman dinlendirilir. İki
kişiyle, ters istikamete çekilerek sıkılır. Karasuyla karışık
zeytinyağı çuvaldan sızacaktır. Yağ,
bu bitkisel sudan ve tortulardan ayrıştırıldıktan sonra elde edilir. Ya da elde
edilen hamur, askıyla sıkılır, şırası
çıkarılır. Bu şırada, meyvanın yağı ve
bitkisel suyu birlikte bulunur.
Bir kaba dökülen şırada, zeytinyağı üstte,
karasu ise dipte kalacaktır. Kepçeyle alınan bu yağ,
bir başka kaba konulur. Biraz dinlendirilir, sonra da bir tülbent, pamukla
süzülür. Beş-altı saat bekletilir. İşte saf sızma zeytinyağı
budur.
Başka Bir
Sıkım Yöntemi: Pres
|
|
|
Klasik pres
|
Zeytin hamuru doldurulan çuvallardan 20-25 tanesi, aralarına madeni plakalar konularak, üst üste yığılır. 40 dakika preste bırakılınca, zeytinin, suyu ve yağı akar. Bu ilk sıkımdır. Katı kısmı ise çuvallarda kalır. Bu ilk sıkım zeytinyağının asit oranı, 0.9 - 0.8 kadardır. Kokusu, tadı bir-iki yıl öylece kalabilir. Ortalama 5 kilo zeytinden, 1 kilo yağ alınan geleneksel sistemde, sıkım bir defada tamamlanmaz. İkinci, hatta üçüncü sıkım olur. İlk sıkımda, toplam yağın sadece % 6-12'si çıkar. Onun için işlem tekrarlanır.
İlk çıkan soğuk sıkım
yağ, daha kaliteli ve lezzetlidir.Daha
sonraki sıkımlarda, zeytin hamuruna, sıcak su
dökülerek sıkılır ve kalite düşer.Torbaların üzerine hücreler yağlarını daha
kolay bıraksın diye sıcak su dökülen ikinci sıkım, birinciye
oranla daha uzun tutulur. Bu süre, 10-15 dakika yerine, 20-25 dakika olur.
İkinci sıkımın baskı süresi, uzadıkça fermantasyon nedeniyle
yağın asidi artar.
Modern pres makinaları ise, madeni bıçaklardan ve doğrudan bir
santrifüje bağlanan cendereden oluşurlar. Santrifüj, su ve
yağı birbirinden ayırır. Bu işlem yapıldıktan sonra,
yağı, oksidasyondan korunmak için, havadan, sıcaklıktan ve ışıktan uzak
tutulmalıdır.
Filtreden Geçirme
Taze zeytinyağı dinlendikten
sonra pamuk filtreden geçirilir ve içindeki tortulardan
arındırılır. İkinci filtrelemeden sonra, yağ
daha berrak bir renge kavuşur. Daha masraflı olan pamuklu çift filtre
sistemi yerine, kimi işletmelerde santrifüjlü filtre
kullanılır. Ancak zeytinyağı meraklıları için, pamuklu
filtreden geçirilmiş sızma zeytinyağının, ayrı bir
yeri vardır. Ayrıca, yeni yağ, pamuk filtreden geçirilirse,
ömrü daha da uzun olur. Pamuk filtre, süzme yağda,
tortu bırakmaz.
|
|
|
Modern pres makinaları
|
Taze Zeytinin, Kavrulup Yağının Sıkılması
Zeytinin, preste sıkılmadan önce, kavrulmuş, hatta çifte
kavrulmuş gibi, haşlanması da yapılmaktadır. Taze zeytin, önce
fırınlanır, rutubeti azaltılır. Sıcak sıcak öğütülür. Sonra
mendil içine konur, torba kullanılmaz. Mendil, bohça gibi katlanır ve
patlangaçlı mengene de, sıcak su verilerek sıkılır. Mendilden karasu akmaz,
doğrudan yağ sızar, ama motor yağı gibidir.
Çifte kavurma usulünde ise, birinci sıkımdan sonra, mendil
açılır, kalan zeytin prinası yeniden fırına
verilir, ısıtılır. Tekrar taşa alınır, çiğnenir. Tekrar mendile konur ve bir
defa daha sıkılır. Karasu gelmez, sadece yağ sızar. Ama prinada
hala % 20-25 miktarında yağ vardır. Bu ilkel yöntem, pek
ekonomik değildir, ama köylü ailesinin ihtiyacını karşılayabilmektedir.
Hidrolik Pres
Hidrolik sistemle sıkılan zeytinden çıkan
yağ miktarı, klasik mengeneye oranla elbette
daha fazladır. Çünkü baskı gücü, daha yüksektir. Hidrolik presler,
genelde bir kuru, bir sulu ya da bir kuru ve iki sulu sıkım ilkesine göre
çalıştırılır. Makbulü, elbette kuru sıkımdan elde edilen
ilk parti yağdır. Kaliteli yağlar, görece
düşük baskı gücü ile işletilen preslerde elde edilir. Sözgelimi,
yeni bir hidrolik preste, hamur torbalar üzerine, santimetrekareye 50-60
kiloya kadar baskı uygulanabilir.
|
|
|
Zeytin hamuru
|
YAĞ ÜRETME
YÖNTEMLERİNİN MUKAYESESİ
Zeytinyağı üreticilerine göre, sistemlerin,
zeytinyağının kalitesini etkileyen sakıncalı yanları vardır.
Değirmen, zeytin tanesinin zarını öğütemez. Kontinü
ise parçalar ve zarlardaki acılık, yağa geçer.
Bu acılık, 10-15 gün dinlendirilen yağdan uçar ve klorofil tadı
kalır.
Natürel yağ, kontünide kalite kaybeder. Makine
3 000 devirde zeytin çekirdeğini unufak eder. Zeytinin,
öğütme derecesi ayarlanabilir. Ezme kapasitesi yüksek, hızlı ve kesintisiz
çalışan ve taş değirmene oranla çok daha az yer kaplayan ve bakımı daha az
masraflı bu sistem, elbette daha ekonomiktir. Ne var ki, zeytini,
madeni bıçaklar, taş kadar ince ezemez. Bu yüzden, bazı
kontinü sistemde, taş öğütücüler de kullanılmaktadır.
Hızlı ve kaba bir ezme sağlayan metal ezici-kırıcılara oranla, taş
değirmenden geçirilen zeytin tanelerinin yağ
hücreleri, daha iyi parçalanır. Zeytin hamurunun
madeni değirmenlerde 30°C'nin üstünde ısınma durmu, taş değirmende
yoktur. Oysa, aşırı ısınma, asitlik oranını
artırır; yağın rengini bozar, kızıllaştırır, kendine özgü
kokusunu kaybettirir.
En iyi yağlar,
değirmen taşları arasında soğuk pres
edilenlerdir. Ezilmiş zeytinlerde kalan yağı almak için ne kadar çok pres
yapılırsa, o kadar asidi yükselir ya da kötüleşir
ve kalitesi düşer. Ayrıca antioksidan
özellikleri de azalır.
Zeytinyağı üreticileri şöyle derler: Sulu sistem yağ,
lezzetlidir, evlere gider. Kontinü sistem yağsa,
piyasaya. Mengeneye girmeyen torbadan sızan yağsa,
en iyisidir.
ZEYTİNYAĞINI
SAKLAMA KOŞULLARI
Zeytinyağı, yaşlandıkça tatlanmadığını unutmayalım.
Tazelik, zeytinyağında en önemli kalite kıstaslarından
biridir. Yüksek kaliteli zeytinyağı, morötesi ışınlara karşı
işlem görmüş, yağın ışıktan korunmasını sağlayan,
boyalı şişelerde satılır.
|
|
|
Zeytinyağı, eskiden toprak kaplarda
saklanırdı.
|
Çevredeki kokuların yağa sinmesini önlemek için, ağzı sıkı kapalı olmalıdır. Ağzı sıkıca kapatılıp hiç açılmayan bir şişe, iki yıla kadar saklanabilir. Açılmış bir şişe ise, iki ayda tüketilmelidir. Zeytinyağının, buzdolabına konulması tavsiye edilmez. Erime noktası, 5-7 ºC, dumanlanma noktası 210ºC'dir.
ZEYTİNYAĞI ÇEŞİTLERİ
Zeytinyağı,
bazı kimyasal ve fiziksel ölçümlere ve uzmanların tat
değerlendirmesine göre sınıflandırılmıştır.
Serbest Yağ Asitleri(Asidite):
Yüzyılın başında objektif değerlendirme için kullanılmaya başlayan ilk kriterdir.
Yüzdesi, oleik asit olarak verilir. Zeytinyağında
bulunan serbest asit miktarını gösterir. Kaliteli
zeytinyağında, asidite çok düşük olur.
Peroksit Değeri:
Zeytinyağında, lipid peroksidasyonunun ölçümü,
hidroksiperoksidaz yöntemi kullanılarak belirlenir ve bir kilogram zeytinyağında
bulunan toplam milieküvolant aktif oksijen olarak verilir.
Peroksit değeri düştükçe,
zeytinyağının kalitesi artar.
UV'de Özgül Soğurma (270
nm'de): Spektrofotometrik metodlar,
zeytinyağının saflığını ve kalitesini
belirlemek için, yaygın olarak kullanılan yöntemlerdir. Yüksek UV değerleri
oksidasyonun, depolamadan kaynaklanan problemlerin veya zeytinyağına
uygulanan rafinasyon işleminin sonunda oluşur. Absorbansdaki
yüksek değerin sebebini belirlemek zordur, ancak yağ kalitesini
ortaya koyması açısından güvenilir bir kriterdir.
Zeytinlerin, uygun olmayan koşullarda toplanması, depolanması
ve zeytinyağı üretimi aşamasında; ısıtma,
aşırı güç uygulaması gibi etkenler, kalitenin düşmesine, asit ve
peroksit değerlerinin yükselmesine sebep olur. Toplanırken özen
gösterilmemiş; ezilmiş, bekletilmiş, iyi temizlenmemiş, geç toplanmış
zeytinlerden elde edilecek yağların, asit ve peroksit
değerleri yüksektir. Böyle yağların lezzetinde,
kirliliğin derecesine göre kayıp vardır. Ot veya toprak kokusu taşır.
Türk Gıda Kodeksi'ne
göre zeytinyağı üretim yöntemleri, 3
sınıfa ayrılmaktadır.
|
Zeytinyağı, içerdiği asit ve peroksit düzeyine göre gruplara ayrılır. |
||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||
1-Natürel Zeytinyağları: Zeytin ağacı
meyvesinden, doğal özelliklerini değiştirmeyecek bir sıcaklıkta
sadece mekanik veya fiziksel işlemler
uygulanarak elde edilen; berrak, yeşilden sarıya değişebilen renkte, kendine
özgü tat ve kokuda, doğal halinde gıda olarak tüketilebilen yağlardır.
Natürel zeytinyağları, piyasada, 3 grup halinde bulunur.
a) Ekstra
Natürel Sızma Zeytinyağı(Virgin oil):
Kokusu ve tadında kusur olmayan, serbest asitlik(oleik
asit) derecesi, 100 gramda en çok % 1 ve altında olan
natürel zeytinyağıdır.
Erken hasat, soğuk sıkılmayla elde edilenidir.
Zeytin meyvesinin doğal özelliklerine, dışarıdan hiçbir
kimyasal işlem uygulanmaz. Tat, koku ve vitaminler
aynen korunmuştur. Asit derecesi, sıfıra en yakın sızma yağ,
ingilizce'de "extra virgin" olarak nitelendirilir.
Zeytin ezmesinin ilk sızması veya
hafif sıkımından elde edilen halis yağdır.
Türkiye zeytinyağı üretiminin, yaklaşık %
3'lük bölümü bu kategoriye giriyor. Fiyatı ise ötekilerine oranla daha yüksektir.
Etiketlerde sık sık gördüğümüz diğer bir terim "cold pressed"
yani, soğuk sıkmadır.
Birçok
ülke, artık sızma zeytinyağı için özel bir
etiketlendirme sistemini zorunlu tutmaktadır. Örneğin, bazı sızma
zeytinyağı etiketleri şöyle der: "Bu üstün kaliteli zeytinyağı,
direkt olarak zeytinden, sadece mekanik yollar kullanılarak elde edilmiştir."
Asit oranı sıfıra yakın tüm sızma yağlar kalitelidir. Genzi
yakmaz. Tadı, tam olgunlaşmadan sıkılan tanesinden dolayı; hem meyvemsi
hem de acımtrak, rengi de doğal olarak yeşile çalan bu
nefis yağ, çiğ olarak tüketilir. Natürel sızma
zeytinyağı, her tür yemeklere uygun olmakla beraber, salatalar
için idealdir. Salatalarda ve daha önceden haşlanmış olan
makarna, sebze, balık gibi yemeklerde; tadını ya doğrudan ya da sos içinde daha
da güzelleştirmekte kullanılır.
|
|
|
Makinadan süzülen zeytinyağı
|
b)
Natürel Birinci Zeytinyağı(Virgin
olive oil): İlk
sıkımın ardından ve genellikle sıcak su kullanılarak elde
edilen bu zeytinyağının, kokusu veya tadında, çok hafif kusur
bulunabilir. Serbest asitlik derecesi (oleik asit cinsinden) en
çok % 2 olan naturel zeytinyağıdır.
Sızmaya oranla daha yoğun bir tat içerir.
c) Natürel İkinci Zeytinyağı
(Ordinary virgin olive oil):
Kokusu veya tadında, tolere edilebilen kusurları bulunan, serbest
asitlik derecesi (oleik asit cinsinden) % 2
asidin üstünde ve azami % 3.3 olan yağlardır.
2-Rafine Zeytinyağı (Refıned
olive oil): Rafinasyon,
koku giderme, reçine giderme ve ağartma işlemlerine tabi tutulmasıyla işlem
görmüş yağlardır. Gıda değeri azalmış ve molekül değişikliklerine
uğradığından, insan sağlığı açısından da uygun sayılmazlar. Serbest
asitlik derecesi (oleik asit cinsinden) en çok % 0.3'tür.
Bu yağ piyasada, kızartma yağı olarak da pazarlanmaktadır.
Rafine edilmiş demek, yağın temelinde bulunan kusurların
sonradan çıkarılmış olması ve yağın sızma yağ ile sonradan
karıştırılmış olmasıdır. Asit oranı %1 civarındadır. Yağı çıkarmak için
kimyasal çözücüler kullanılmamıştır. Ancak odun kömürü ve diğer bazı
kimyasallar ve filtreler kullanılarak rafine
edilmiştir.
|
|
Rafine,
bir tür temizlik işlemidir. Yağın sadece istenmeyen özellikleri giderilir,
yabancı hiçbir madde eklenmez. Asitsiz, kokusuz ve renksiz bu yağ, daha sonra
iyi kalite zeytinyağı ile karıştırılarak, yitirdiği biyolojik
özellikleri yeniden kazandırılır. Rafine yağlar; ağıza,
yağlı his vererek dağılır. Bu yağların pazarlanabilmesi için bir miktar
Naturel yağ ile karıştırılması gerekir.
Rafine zeytinyağı, hafifliği ile, sebzelerin marine edilmesinde,
fırında ve ocakta kızartma yapmak için seçilir.
3--Riviera Zeytinyağları
(Olive oil): Rivyera tipi
zeytinyağı, rafine zeytinyağına belirli oranlarda (% 5-20)
naturel zeytinyağlarının karıştırılması ile elde edilir.
Kızartma ve yemeklerde kullanılır. Azami %1.5 asit içerir.
Rengi ve aroması, sızma zeytinyağına göre daha açık ve hafif
olan Riviera zeytinyağı, özellikle her türlü soğuk ve sıcak
yemeklerin hazırlanmasında ve kızartmalarda kullanılır. Zeytinyağının
canlı ve kuvvetli kokusuna pek alışık olmayanlar, bu tip zeytinyağını
tercih edebilirler.
Rafine zeytinyağı ile naturel zeytinyağının
harmanlanması ile üretilen zeytinyağlarına "Yemeklik Tip Zeytinyağı"
denir.
ZEYTİN YAN ÜRÜNLERİ
Karasu
Yaklaşık 1 ton zeytinden çıkan, yaklaşık 600 litre karasu, derelere akıtıldığında, ciddi anlamda toprak ve çevre kirliliğine yol açıyor. Atılan karasu, toprak ve su üzerinde, adeta sera etkisi gibi, güneş enerjisinin, toprağa ve suya geçmesini engelleyerek zararlı olmaktadır.
Ancak içeriğinde, organik
ve yararlı unsurlar bulunmaktadır. Karasu,
zeytinyağı işlemi sırasında oluşan; tamamı organik,
koyu kırmızı renkli ve mineral
maddeler bakımından zengin, asidik nitelikte,
sıvı alt bir üründür.
Karasuyun Bileşimi
Su, % 83-96
Organik Maddeler, % 3,5-15
Mineral Tuzlar, % 0,2-2,0
Zeytin bitki özsuyu, değerli iz elementleri ve potasyum, fosfor vb. ile organik
bileşenleri içerir.
|
|
|
Karasu |
Ayrıca, pektinler, şeker, fenol bileşikleri ve bitkisel yağları da, yüksek miktarda içermektedir. Bu tür atıksular, içerdiği aromatik bileşikler, basit ve kompleks şekerlerden dolayı, yüksek enerji potansiyeline sahiptir.
Karasuyun Kullanım Alanları
Çekirdeği ayrılmış ve yağı alınmış pirina ile karıştırılarak,
yakacak ve briket yapımında kullanma.
Tek hücreli protein elde etmek sureti ile yem sanayisinde
ham madde sağlanması
Biyogaz elde edilmesi.
Karasu, kültür mantarı üretiminde de kullanılır.
Belli miktardaki karasu, zeytin üretim alanlarında sulama
amaçlı ve gübre olarak kullanılmaktadır.
Atık sudaki bazı bileşenler, değerli antioksidandır. Son
zamanlarda zeytin özsuyu, ilaç ve
kozmetik sanayide kullanılmaktadır.
Edremit Körfezi Belediyeler Birliği ile Ege Üniversitesi Biyo Mühendislik Bölümü
ile yapılan ortak çalışma sonucunda, zeytin karasuyu,
arıtılmaktadır. Biyomühendislik Bölümü'nden öğretim görevlisi Erdinç İkizoğlu,
karasuyu, kimyasal çökertme ve oksidasyondan
geçirerek arıtmayı başardıklarını söylüyor.
Üniversitelerle işbirliği
yaptıklarını söyleyen Egeli girişimci Faruk Durukan; Sindirmatik
adını verdiği makineyle, karasuyu, zeytin
özütüne çevirerek; tıpta yararlı bir öz elde
ettiklerini ifade ediyor. Bunu ilk defa Dünya'da kendilerinin
başardığını söyleyen Durukan, böylece doğaya atıldığında zararlı
olan bir organik suyu, yararlı
bir madde haline getirdiklerini anlatıyor.
Sabunluk Yağ
Prinalar, geleneksel bir yağhanede önce yeniden öğütülür ve
yeniden preslenir. Her iki aşamada da sıcak su kullanılır.
Asit derecesi, çok yüksek ve kötü kokulu olan
bu yağlar, sabunluk olarak değerlendirilir.
Bir de modern endüstriyel yöntem vardır. Çeşitli kimyasal çözücüler eklenerek,
saklanılan yağın hemen hemen tümü, prinaya alınır. Bu
ham prina yağı, daha sonra kimyasal rafinajdan
geçirilir ve böylece insanların tüketebileceği bir niteliğe sahip olur. Rafinaj
artıkları da sabun sanayisine hammadde olarak satılır.
|
|
|
Yağsız posa: Prina
|
Prina Posası: Yakıt
Yağı kalmayan prina, artık tam bir
posadır. Bu posa, ya doğrudan işyerinin ocağında
yakıt olur ya da silindir biçiminde preslenerek
kurutulur(pelet) ve dışarı satılır. 2 kilo prina posasının,
1 kilo fueloile eş değerde kalorisi vardır.
Ayrıca, pelet küllerinden de, yüksek oranda
potasyum oksit taşıdıkları için, gübre olarak
yararlanılabilir.
Prina Yağı: Prina,
zeytinlerin, mekanik olarak yağa dönüştürülmesinden sonra arta
kalan katı alt üründür. 100 kg zeytinden
ortalama 10-27 kg zeytinyağı, 35-45 kg prina;
100 kg pirinadan, ortalama 6-7.5 kg Pirina yağı,
60-70 kg kuru pirina elde edilmektedir. Elde edilen
prina yağı, daha çok sabun yapımında kullanılmaktadır.
Lampant: Aydınlatmaya
yarar ya da lambalık diye çevirebileceğimiz bu kategori
natürel yağ, kusurlu olarak nitelendirilir. Asit oranı,
% 3.3'ün üzerinde olan küflü ve bozuk yağları simgeler.
YAĞIN KALİTESİ NASIL TEST EDİLİR?
|
|
Kaliteli zeytinyağını, şu işlemle anlayabiliriz. Çeşitli yağ örneklerinden küçük bir ölçekle alınan yağlar, bir tabağa konulur. Pamuktan fitil yapılır ve bütün örnekleri eş zamanlı olarak, yağ kandili gibi yakılır. İs yapmadan, en uzun süre yanan yağ, asidi en düşük olan yağ demektir. Bu asidi düşük ince yağa karşın, asidi yüksek kalın yağlı kandil, doğal olarak daha çabuk yanıp biter. Edremit yağının kalitesinin hemen göze çarptığı söylenir. Eğer bir zeytinyağının kokusu kötüyse, rengine, tadına bakmaya gerek kalmaz. Böyle bir yağ, tüm sınavların ilk adımında, sınıfta kalmıştır.
Natürel zeytinyağında, kalite dendiğinde, iki faktör önem taşır. Birincisi, kimyasal analizlerle ölçülebilen asit oranıdır. İkincisi, lezzet ve kokuyu tespit etme ve ölçmedir. Tadım uzmanları tarafından gerçekleştirilen bu işleme degüstasyon adı verilir. Tadım uzmanlarının birikimine bağlı olarak gerçekleştirilen degüstasyon, zeytinyağına vurulan kalite damgasının en önemli aşamasıdır. Zeytinyağı, tadını ve kokusunu, hidrokarbürlü 77 aromatik bileşikten alır.
Bir çay bardağına yağ
konulur ve bardak kendi ekseni etrafında hafifçe sallanır. Zeytinyağı
dalgalanır. Yağ, bardağın kenarından aşağı doğru yavaş
inerse ağırdır, saf yağdır.
Rafine yağ, fındık ya da çiçek yağıyla karışık yağ, bardağın kenarından
aşağıya çabuk iner. Yağın,
berraklığına, saydamlığına ya da bulanıklığına
ve rengine bakılır.
Bir parça taze köy ekmeği, iyi bir zeytinyağına batırıldığında,
genizde hafif bir meyve tadı, hissedilir. Sızma
zeytinyağlı bir tabak, suya tutulduğunda, deterjan kullanmadan
zeytinyağının akıp gittiği görülür. Zeytinyağı alırken,
özellikle cam şişede satılanları tercih edilmelidir. Şişe ters
çevirip bakıldığında, dibinde tortu birikiyorsa, bu
kalitesiz bir yağdır. Zeytinyağından bir yudum ağızda
dolaştırıldığında; boğazı yakmıyor ve meyve tadı
veriyorsa bu iyi bir yağdır.
ZEYTİNYAĞI NASIL MUHAFAZA EDİLMELİ ?
Zeytinyağı, doğrudan Güneş ışığı görmeyen,
serin yerlerde saklanmalıdır. Saklama için en uygun sıcaklık derecesi 14- 15 °C'dir.
Zeytinyağı, her türlü kokuyu çeker, içine alır. Bu nedenle,
yabancı koku olmayan yerlerde, ağzı kapalı
olarak muhafaza edilmelidir.
Zeytinyağındaki klorofil, yağın, ışığa karşı
hassas olmasına neden olur. Bu nedenle, renkli cam şişelerde, renkli cam
damacanalarda, porselen ya da çelik
kaplarda ve içi laklı teneke kutularda saklanmalıdır. Bu nedenle yağı,
yarı saydam bir şişede bekletmek gerekir. Zeytinyağı,
ağzı açık olarak uzunca bir süre hava ile temas ederse, bozulmaya
başlar, asit oranı artar. Usulüne uygun olarak saklanan
naturel zeytinyağları, özelliklerini kaybetmeden 2 yıl;
riviera ve rafine zeytinyağları ise,
1.5 yıl kadar dayanabilir.
Zeynep Uygur
Kaynaklar:
1- Altun Ünsal, Ölmez Ağacın Peşinde, Yapı Kredi Yy, 1872
2- Carol Fırenze, Zeytinyağı Tutkusu, Çev.Rabia Kaya, ledo Yy,
2007
3- Michel Montıgnac, Kalbin Hazinesi Zeytinyağı, Çev.Aslı Küçük,
Alfa Yy, 2002
4- Esat Bülbül, Her Yönüyle Zeytincilik, İnkılap yy,2007
5- Bilim ve Teknik, Zeytin Damlaları, Nisan. 1995
6- Prof. Dr. Turhan Baytop, Türkiye'de Btkiler İle Tedavi,
Nobel Tıp Kitabevi, 2.bas. 1999
7- Ayşe Baysal, Beslenme, Hatipoğlu Yayınevi, Ankara, 1996.
8- Derya Tetik, Sofralık Zeytin İşleme Teknikleri,
Zeytincilik Araştırma Enstitüsü, İzmir, 2004.
9- F. Başoğlu, Yemeklik Yağ Teknolojisi, Uludağ Üniversitesi
Ziraat Fakültesi Ders Notları, No:91, Bursa, 2002.
10- Büyük Larousse, 24. cilt
11- dazb.org.tr
12- web.deu.edu.tr
13- food.ege.edu.tr
14- kkgm.gov.tr
15- cedgm.gov.tr
16- afl.org.tr
17- zae.gov
18- kimyaevi.org
19- internationaloliveoil.org
20- wikipedia
21- food-info.net/tr/
22- olivecenter.net
23- biyokimya.8m.net
24- zeytinweb.com
25- bukas.com.tr
26- tarimsal.com
27- eracarpets.com
28- oliflix.com
Şifanın bilinçli adresi: www.herbalistatabay.com
50 Mucize Bitki © 2007 Atabay GÜVELOĞLU