SARIMSAK

 

 

Latince ismi : Allium sativum

 

Bilimsel sýnýflandýrma

Üst âlem

Eukarya

Âlem

Plantae

Bölüm

Magnoliophyta

Sýnýf

Liliopsida

Takým

Asparagales

Familya

Alliaceae

Cins

Allium

Tür

Allium sativum
Linnaeus

 

Sarýmsak (Allium sativum), Alliaceae (zambakgiller) familyasýna dahil, Allium cinsinden bir soðanlý bitki türüdür. 25-100 cm yüksekliðe kadar boy atar. Yapraklarýnda, saplarýnda ve toprak altýndaki soðanýnda kokulu bir yað bulunur

Sarýmsak yýllýk bir bitkidir. Soðan, yabani soðan, zambak ve pýrasa ile akraba olan sarýmsak doðada yabani ortamda yetiþmez. Tarih boyunca bir kültür bitkisi olduðu, olasýlýkla güneybatý Asya'da doðada yetiþen Allium longicuspis türünden türetilmiþ olduðu düþünülmektedir

 

Sýklýkla "sarmýsak" olarak da anýlan sarýmsaðýn en iyi kaliteye sahip olaný, germanyum ve selenyum bakýmýndan zengin topraklarda yetiþir

 

Ýçerik

Sarýmsak baþýnda % 84.09 su, %13.38 organik madde, %1.53 inorganik madde içerir. Ýçeriðinde ayrýca, 33 çeþit kükürt bileþiði, 17 çeþit aminoasit (bunlara vücut tarafýndan doðrudan sentezlenmeyip, gýdalarla alýnmasý gereken aminoasitlerin tümü dahildir), germanyum, çinko, A, B1 ve C vitaminleri bulunmaktadýr

 

Þifa özellikleri

Sarýmsaðýn, çið halde veya yaðýnýn, mikroorganizmalar üzerine antibiyotik etkiye sahip olduðu, antiviral, antifungal, antiprotozoon, antiparazitik ve antibakteriyal özellikleri üzerinde durulmaktadýr. Bunun yaný sýra antiseptik iþlevi, grip, nezle, ses kýsýklýðý, astým rahatsýzlýklarýna, bademcik, romatizma ve eklem enfeksiyonlarýna, öksürük ve bronþite iyi geldiði ön plana çýkarýlmaktadýr. Terletici etkisi nedeniyle ateþ düþürülmesine yardýmcý olur

 

Vücudun baðýþýklýk sistemini güçlendirici ve hücre koruyucu etkisini destekler bazý bilimsel bulgular mevcuttur. Bu etkinin HIV virüsü ve menenjit ile mücadeleye yansýtýldýðý tecrübeler gerçekleþtirilmiþtir. Ayrýca kardiyovasküler sistemi güçlendirmesi, bunun da serum kolesterol seviyeleri ve trigliserit oranlarý üzerinde etkisi sözkonusudur. Trombositlerin damar içinde pýhtýlaþmasýný engelleyici etkisiyle, damar týkanýklýklarýndan kaynaklanan rahatsýzlýklara karþý rol oynar. Sarýmsak ayrýca tansiyonu ve kan þekerini de dengeleyicidir

 

Sarýmsak içeriði

Phytochemicals

   Nutrients

Allicin

   Kalsiyum

Beta-carotene

   Folat

Beta-sitosterol

   Demir

Caffeic acid

   Magnezyum

Chlorogenic acid

   Manganez

Diallyl disulfide

   Fosfor

Ferulic acid

   Potasyum

Geraniol

   Selenyum

Kaempferol

   Çinko

Linalool

   Vitamin B1 (Thiamine)

Oleanolic acid

   Vitamin B2 (Riboflavin)

P-coumaric acid

   Vitamin B3 (Niacin)

Phloroglucinol

   Vitamin C

Phytic acid

 

Quercetin

 

Rutin

 

S-Allyl cysteine

 

Saponin

 

Sinapic acid

 

Stigmasterol

 

Alliin

 

Source: Balch p 97

Belirtilen etki alanlarýnýn uzman týbbi görüþ ve gözetimden kopukluk içine düþülmeksizin deðerlendirilmesi ile, saðlýða çok çeþitli yararlarý bulunan bir bitkidirBelirtilen etki alanlarýnýn uzman týbbi görüþ ve gözetimden kopukluk içine düþülmeksizin deðerlendirilmesi ile, saðlýða çok çeþitli yararlarý bulunan bir bitkidir

 

Yemek malzemesi

Sarýmsak içindeki allisin bileþiðinden kaynaklanan özgün ve aðýr bir kokuya sahiptir. Bu koku piþirme ile kýsmen giderilebilir. Kokusu giderilmiþ olan sarýmsak yaðý, tozu veya kapsülleri de piyasada mevcuttur

 

Yan etkileri

Sarýmsaðýn aþýrý tüketiminin bazý yan etkileri olabilir. Sarýmsaðýn yapýsýnda yüksek oranda kükürt bileþikleri bulunmasý bir takým alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Ayrýca, aþýrý miktarlarda çið sarýmsak tüketimi, sindirim sýrasýnda baðýrsak gazlarýna ve baðýrsak mukozasýndaki normal floranýn zarar görmesine de neden olabilir

 

YILIN MUCÝZE BÝTKÝSÝ

“SARIMSAK”

           

           ABD’li bilim adamlarýnca verilmiþ bir isimdir. Peki niçin sarýmsak? Özellikle 1990’lý yýllardan sonra kanser AIDS gibi hastalýklarda artýþ ve bir çözüm bulamama bilim adamlarýný bir arayýþa soktu. Bu arayýþlardan en fazla payý alanlardan bir tanesi de, binlerce yýldýr insanoðlu tarafýndan tedavi amaçlý olarak kullanýlan ve popülaritesini hiç kaybetmemiþ bir bitki olan sarýmsaktýr.

 

 Ýnsanlýk tarihinde binlerce hastalýk ortaya çýkmýþ ve bunlarýn tedavileri yokken, yapýlan araþtýrmalar sonucu etkin tedavi ajanlarý ile belli hastalýklar tamamen ortadan kaldýrýlýrken, bir zamanlar salgýnlara ve toplu ölümlere neden olan bazý hastalýklar ise kolayca þifa bulur hale gelmiþtir. Bu hastalýklarýn günümüzdeki örneði ise çaðýmýzýn vebasý olarak görülen AIDS ve kanser hastalýklarýdýr. Yine kardiyovasküler hastalýklar ve metabolik hastalýklar da günümüzde insanoðlunu muzdarip býrakan önemli hastalýk guruplarýdýr. Bu gün bilim adamlarýnýn bütün ilgisi bu hastalýklarýn üzerine toplanmýþ ve çözüm arayýþlarý sürmektedir.

 

Bu arayýþlar sýrasýnda özellikle son yýllarda sarýmsak , yoðun olarak ilgi görmeye baþladý. 2001 ve 2002 yýllarýnda yüzlerce makale dünyanýn dört bir yanýndan endekslere yansýdý. Elde edilen bulgular hiç de küçümsenecek boyutta deðildir. Çoðu bilim adamýnýn birleþtiði nokta sarýmsaðýn mükemmel biyoaktif bileþikler içerdiði yönündedir.

 

            Alternatif týp dediðimiz uygulamalar bilim adamlarýnýn hep ilgisini çekmiþtir. Batý Afrika ülkelerinden Gine’de baþkent Conakry’nin 450 km uzaðýnda balta girmemiþ ormanlarýn ortasýnda yaþayan þamanlar buna bir örnektir. Teknolojinin ve týbbi malzemenin giremediði bu bölgelerde insanlarý atalarýndan kalma yöntemlerle iyileþtiren þamanlar, artýk batýlýlarýn umudu olmuþ durumdalar. ABD, Almanya, Fransa gibi ülkelerde kurulu ilaç firmalarý ; bitki kökleri, kabuklarý ve yapraklarýndan tamamen doðal ilaçlar kullanan , sýtmadan ishale, depresyondan yüksek tansiyona, iktidarsýzlýktan sarý hummaya kadar 200’e yakýn hastalýðý “ot” larla ortadan kaldýran þamanlarýn sýrlarý peþinde milyonlarca dolar döküyorlar.

 Doðada 500 bin kadar deðiþik bitki türü olduðu düþünülürse ölümcül pek çok hastalýða doðanýn çare olma olasýlýðý son derece yüksektir. ABD Kanserle Savaþ Enstitüsü tek baþýna her yýl binlerce bitki özünü araþtýrýyor. Yumurtalýk kanserine pasifikte yetiþen bir bitkiden elde edilen Taxol adlý ilaçla þifa bulunduðunu düþündüðümüzde, doðanýn bu gibi örnekleri bünyesinde barýndýrdýðý aþikar olup bizlere düþen görev bunu ortaya çýkarmak olmalýdýr.

 

1943 yýlýnda Dr. Hafýz Cemal tarafýndan yazýlan “ Lokman Hekimin Ye Dediði Þifalý Bitki Sarýmsak “ adlý kitaptan alýnan sarýmsaðýn faydalarý kýsmýný aynen þu þekildedir:

 

1.      Ýlk çaðda Mýsýrlýlar, Araplar, Türkler ve Yunanlýlar sarýmsaðý çok kullanmýþlardýr. Milattan 4 - 5 bin yýl önce Mýsýr’da yapýlan büyük ehramlarýn içinde sarýmsaðýn resmi ve adý yazýlmýþ taþlar bulunmuþtur.

2.      Romalýlar muharebeye giden askerlerine neþeceat ve cesurluk vermek için bol bol sarýmsak yedirirlerdi.

3.      Grip salgýný sýrasýnda bol  sarýmsak yiyen gripten korunur.

4.      Sarýmsak birinci sýnýf derecesine yakýn bir kuvvette antiseptiktir, mikroplarý uyuþturur, hatta bir çoðunu telef eder.

5.      Sarýmsak kaný temizler.

6.      Sarýmsak kan deveranýný, damarlarda dolaþýmýný düzgün yapar.

7.      Sarýmsak romatizmalýlara þifa verir.

8.      Çok sarýmsak yiyenler saðlam ve uzun ömürlü olurlar.

9.      Nefes darlýðýna astýma iyi gelir.

10.  Eski hekimlerin çoðu sarýmsaðý solucan düþüren ilaç olarak methederlerdi.

11.  Sýzlayan diþetlerine ara sýra sarýmsak sürülürse fayda verir.

12.  Ýnsan her gün bir baþ sarýmsaðý yerse kanser hastalýðýna yakalanmaz diyen bazý hekimler vardýr.

13.  Sarýmsak troid denilen çok önemli bir bezin faaliyetini artýrýr.

14.  Yýlan, akrep, kýrkayak gibi zehirli hayvan ve böcek ýsýrmalarýndan husule gelen yaralara sarýmsak yaðý sürülürse çok fayda verir.

15.  Sinirlilikten , zayýflýktan, ve ayyaþlýktan ileri gelen el veya ayak titremelerine karþý sarýmsak çok fayda verir.

16.  Akþam yemeðinde bolca sarýmsak yiyen geceleyin rahat uyur.

 

Görüldüðü gibi Dr. Hafýz Cemal sarýmsakla ilgili pek çok þeye deðiniyor. Bunlarýn bazýlarý sarýmsaðýn etkinliði günümüzde ispatlanmýþtýr.

 

Sarýmsakla ilgili pek çok haber basýn yayýn organlarýmýza da yansýmýþtýr. Bunlardan bir kaçý:

 

“Marmara Ünv. Öðretim Üyesi Doç. Dr. Emel ALPHAN – sarýmsak çiðnenerek yenildiði taktirde kanser olma riskini azaltýr – dedi. Vitamin, mineral ve aminoasid yönünden son derece zengin olan sarýmsak, kalp krizi, beyin kanamasý ve kanser  olma riskini azaltýyor”

( Milliyet gaz. 15 Aralýk 2001 )

 

 

“-Eðer kalp hastalýklarý ile ilgili risk faktörlerini de göz önüne alarak bir ilaç dizayn etmemiz gerekseydi sarýmsaktan daha iyisini yapamazdýk- diyor, Kaliforniya’daki  Ojai Center of phytotherapy’nin müdürü Amanda MC. Quade Crawford.”

Sarýmsaðýn sürekli kullanýmý kalp hastalýklarýndan koruyor. Sarýmsak iyi huylu (HDL) kolesterolü yükseltirken, kötü huylu ( LDL ) kolesterolü ve trigliseritleri düþürüyor. Ayrýca tansiyonu düþürmek için kullanýlýyor. Araþtýrmalar sarýmsaðýn çeþitli mikroorganizmalara karþý etkili olduðunu ortaya koyuyor. Sarýmsak baðýþýk sistemini güçlendirmesinin yanýnda antiviral ve antifungal olarak da kullanýlýyor. ( Hürriyet gaz. 3/6/2000)

 

“Çin’de yapýlan bir araþtýrma, sarýmsak tüketiminin fazla olduðu kiþilerde gastrik kansere yakalanma riskinin daha düþük olduðunu ortaya koydu.”             ( Kastamonu gaz. 3 Mayýs 2002 )

 

“  - American Society of Tropical Medicine and Hygiene -  genel kurulunda ABD’nin Atlanta kentinde  sarýmsak araþtýrmasý raporu sunuldu. Sarýmsakta sýtma ve kansere karþý savaþta önemli rol oynayan bileþikler olduðu ortaya çýktý. Kanada’nýn Toronto üniversitesinde yapýlan araþtýrmada sarýmsaðýn sýtmada olduðu kadar kanserle savaþta da önemli rolü olduðu saptandý. Disülfides adý verilen sarýmsaktaki bileþiklerin antiviral, antibakteriyel, antiparaziter ve antikanserojen özellik taþýdýðý belirlendi. Sarýmsaðýn bir bileþeni olan Ajoenin, hücreler için önemli olan  glutatyon sistemi üzerine etkili olduðu gözlendi. “

( Kastamonu gaz. 10 Haziran 2002 )

        

SARIMSAK ( Allium Sativum )

 

Anavataný Hindistan olan sarýmsaðýn tarihi insanlýk kadar eskidir.

 

Tarihin ilk çaðlarýnda Sümerlerin sarýmsaðý bildikleri ve ilaç olarak kullandýklarý elde edilen arkeolojik kayýtlardan anlaþýlmaktadýr.

 

Eski mýsýrlýlar sarýmsaðý ilaç olarak kullanmýþlardýr.

 

Tarihi kayýtlardan Gizek piramidini yaptýran Firavun Keops ‘un ( IV Hanedan ) inþaat sýrasýnda iþçilere bol miktarda sarýmsak yedirdiðini öðreniyoruz. Tarihçi Heredot, Mýsýr Piramitlerini yapan iþçi ve kölelere hastalýklardan korunmalarý, saðlýklý ve diri kalmalarý için sarýmsak verildiðini yazar.

 

Günde kilometrelerce yol yürüyen Romalý savaþçýlara sarýmsak yedirilmiþtir.

Mýsýrlý anneler çocuklarýný baðýrsak kurtlarýndan korumak için boyunlarýna sarýmsak asarlarmýþ.

 

Eskiler sarýmsaðýn özelliklerini mucizevi olarak yorumlamýþ, ilk týp bilginlerinden Hipokrat bile bu bitkiyi terletici ilaçlar sýnýfýna sokmuþtur.

 

Avrupa’da haçlý seferlerinden sonra þeytani güçlerle savaþta bile kullanýlmýþtýr.

 

Sarýmsaðý Ýsrailoðullarý Mýsýr’dan Filistin’e getirdiler. Oradan da Anadolu ve Ýronya’ya daðýldý. Ýlk defa haçlý seferleri sýrasýnda Fransa’ya geldi ve oradan Avrupa’ya yayýldý.

 

En çok Kuzey Afrika, Orta ve Güney Avrupa, ABD ve Meksika’da yetiþtirilir.

 

Sarýmsak Ortaçaðda vebaya karþý kullanýlmýþ ancak antibiyotiklerin keþfi ile gözden düþmüþtür.

 

Sarýmsak ülkemizde 12.yy dan bu yana yetiþtirilmektedir. Bu gün dünyanýn her tarafýnda yetiþtirilen sarýmsak, ülkemizde selenyumca zengin topraklarý ile en iyi ve kaliteli yetiþme ortamýný saðlayan Kastamonu ilimizin Taþköprü ilçesinde yoðun olarak yetiþtirilmekte ve hemen hepsi ithal edilmektedir.

 

Sarýmsak bitkisi Liliaceae ( Zambakgiller ) familyasýndandýr ve Allium sativum tür adý ile bilinir.

 

25  - 30 cm. yüksekliðinde yeþilimsi beyaz veya pembe çiçekli otsu bir bitkidir. Nadiren tohum baðlar bu nedenle soðancýklarý ile üretilir.

 

Sarýmsakta özel ve keskin kokulu uçucu bir yað, þekerler,fermentler, protein, fosfor, demir ile A, B, C Vitaminleri bulunur.

 

SARIMSAÐIN TIBBÝ AÇILIMI

 

Farmakolojik Etki                          Etkiye Neden Olan Olasý Bileþik

Antikoagulan   ...................................   Ajoen

Hipotansif   .......................................   Selenyum – Germanyum - Allicin

Antiparazitik   ...................................   Allicin – Aliin - Ajoen

Antibakteriyel   .................................   Alicin – Aliin

Antimikotik   .....................................   Allicin – Aliin – Ajoen

Antiviral   ..........................................   Allicin – Ajoen

Hipolipemik   ....................................   Dialil –disülfür

Aðýr metal zehr   ...............................   selenyum-alil merkaptan- germanyum

Antikanserojen ..............................    Dialyl-disülfirler, allicin, ajoen,                      S-allylcysteine, selenyum, germanyum,

Antioksidan ......................................   organosulfür bileþikeri ( DAS, DADS,SAC, SEC, NAC ),  selenyum, germanyum

Hücresel baðýþýklýk   .........................   germanyum, selenyum, çinko, allicin

Bütünleyici etki   ..............................   Mg ve Ca

 

 

Sarýmsakta bulunan en önemli kimyasal bileþikler sülfür bileþikleridir. Bunlar aliin, allicin, thiosulfinatlar, gama-glutamylcysteine peptitleri ve çeþitli diðer sülfür bileþikleridir. Bunlarýn bazýlarý sarýmsakta doðal olarak bulunmazlar. Ancak sarýmsaðýn kullanýma hazýrlanmasý sýrasýnda  uygulanan ezme, kesme, doðrama gibi iþlemler sonucunda  oluþurlar. Sarýmsaktaki sülfür bileþiklerinin % 82’sinin  Aliin’den  ve gama- glutamylcystein peptitlerden türediði sanýlmaktadýr. Aliin doðal olarak sarýmsakta bulunur. Sarýmsak mekanik bir iþleme tabi tutulduðunda hücre içersinde vakuollerde bulunan alicinase enzimi açýða çýkar ve aliini allicine katalizler. Allicin ise sarýmsaðýn çoðu biyolojik etkinliðinden sorumludur. Sarýmsak kaynatýlarak distilayonu yapýldýðýnda burada allicine rastlanýlmamýþ.  Bu durumda ise aliin ve allicinin çoðunun uçucu yað asitleri olan diallyl-sülfitlere dönüþtüðü ileri görülmüþtür. Sarýmsaðýn biyolojik aktif maddeleri Allicin, Ajoen ve Diallyl-sülfür bileþikleridir. Tüketimde sarýmsaktan en iyi faydalanmanýn yolu ise bu üç bileþenin bir arada olduðu formda mümkün olmaktadýr. Sarýmsaða has kokusunu kükürt ve sülfürlü uçucu yað asitleri vermektedir. Dolayýsýyla piþen yemeklere sarýmsak atýldýðýnda, yemek buharý ile bu bileþiklerin kaybý olmaktadýr. Sarýmsaktan faydalanmanýn en mükemmel yolunun çiðnenerek yenmesi olduðu noktasýnda bu gün bilim adamlarý hemfikirler. Batýda çoðu ilaç marketlerde kokusuz ilaç tabletleri satýlmaktadýr. Bunun için sarýmsaktaki sülfür bileþikleri klorofille maskelenerek koku ortadan kaldýrýlýyor. Kokusuz sarýmsak tabletlerinin biyolojik etkinliðinin çok az olduðunun ortaya konulmasýndan sonra  kokusu azaltýlmýþ  (low odor product )tabletler geliþtirilmiþtir. Bunlarda ise sülfür bileþiklerinin konsantrasyonu düþük tutulmuþtur.

 

  Ülkemizde hala eczanelerimizde sarýmsak tabletlerini görememekteyiz. Batý toplumu sarýmsaðý bir ilaç olarak kabullenmiþ ve yoðun olarak bu tabletleri kullanmaktalar. Çoðu insan sarýmsaðýn kokusu nedeniyle kullanýmýndan kaçýnmaktalar. Bu açýdan ülkemizde de sarýmsak tabletlerinin kullanýmýnýn teþvik edilmesi eczanelerimizde yer almasýnýn faydalý olacaðý kanaatindeyiz.

 

Günümüzde  dünyada sarýmsak tüketimi olan ülkeler arasýnda Bulgaristan ilk sýrada yer alýyor. Bulgaristan’da kanser ve damar hastalýklarýndan ölenlerin sayýsý Avrupa’ya nazaran    6 – 7 misli daha düþüktür.

 

Ýsveçli çocuklara okula giderken aileleri sarýmsak yediriyorlar. Bu bir gelenek halini almýþ. Zira bu gün sarýmsaðýn çocuklarý çocuk felcine karþý koruduðu anlaþýlmýþtýr.

 

KANSERDE

 

Çok eskilerden beri sarýmsaðýn kanser oluþma riskini azalttýðý ve kanser tedavisinde kullanýlabileceði yönünde pek çok söylem bulunmaktadýr. Günümüzde yapýlan pek çok çalýþmanýn sonucu da bu söylemi destekler nitelikte olup, sarýmsaktan antikanserojen bir ilaç geliþtirmenin formülleri aranmaktadýr.

 

Guyonnet ve arkadaþlarý sarýmsaðýn bileþenlerinden olan DAS ve DADS’in, ratlarda yapmýþ olduklarý çalýþmada Aflatoksin B(1) genotoksisitesi üzerine etkisini araþtýrmýþlar ve AFB1’in neden olacaðý karaciðer karsinomu oluþma riskini, aflotoksin metabolizmasýný hýzlandýrarak önlediðini ortaya koymuþlar.

( Carsinogenesis 2002 Aug;23(8):1335-41 )

 

Helikobakter pylori enfeksiyonlarý bilindiði gibi gastrit ve mide kanserine yol açabilmektedir. Iimura ve ark. bir grup rata  Helikobakter pylori ile beraber AGE ( aged garlic extrat ) vererek ( %4 oranýnda ), gastrit ve mide ca oluþumunu kontrol grubu ile karþýlaþtýrarak araþtýrmýþlar. Sonuçta kontrol grubunda her ratda gastrit ve mide ca oluþurken,  AGE verilen ratlarda gastrit semptomlarýnýn hafif seyrettiði ve mide ca’nýn oluþmadýðý gözlenmiþ. Sonuçta sarýmsak ekstrelerinin H.pylorinin neden olabileceði gastrit ve mide ca’larýn  önlenmesinde kullanýlabileceði yargýsýna varýlmýþ.

     ( Cancer lett  2002 Dec 10 ; 187(1-2) : 61 )

 

S-allylcysteine (SAC) sarýmsaðýn suda çözünebilen bir kompenentidir.  Balasenthil ve ark.larý DMBA ( Dimethylbenzanthracane ) ile bir gurup hamsterde oluþturulan yanak kanseri üzerine lokal olarak SAC uygulamýþlar ve kanserin iyileþtiðini gözlemlemiþler. SAC’ýn bu etkiyi kanser hücrelerinde apoptosis ile iliþkili Doku transaminaz (tTG) enzimini indükleyerek ve Bcl-2 enzimini inhibe ederek yaptýðýný ortaya koymuþlar.

( Cell Bochem Funt 2002 Sep ;20(3): 263-8 )

 

Diallyl suflide ( DAS ) sarýmsaðýn bir bileþenidir. Shucla ve ark. bir grup fareye intraperitoneal olarak Erlich Ascites ( EA) tümörünü  uyguladýktan 1 saat sonra    0,2 ml  DAS’ý ayný yolla vermiþler ve sonuçta DAS’ýn EA tümör hücreleri üzerine sitotoksik etki yaparak ve angiogenesislerini inhibe ederek, farelerin yaþam süresini uzattýðýný ve %25 farenin kurtulduðunu gözlemlemiþler.

( Biomed Environ Sci 2002 Mar ; 15 (1) : 41-7 )

 

Son yapýlan çalýþmalar sarýmsak extraktýnýn kanser geliþimini baskýladýðýný ortaya koymaktadýr. Ancak kanser hücrelerinin göçü ( metastaz ) üzerine sarýmsaðýn  etkisi yönünde tek çalýþmayý Hu X ve ark.larý yapmýþlar. AGE’in rat sarkoma tümör migrasyonu ve geliþimi üzerine etkisini araþtýrmýþlar ve doza da baðýmlý olarak rat sarkoma hücrelerinin geliþimini ve sarkoma hücre metastazýný inhibe ettiðini gözlemlemiþler.

( Mol Med 2002 Jun;9 (6) : 641 –3 )

 

Z-ajoene sarýmsak yaðýnýn sülfürce zengin bir komponentidir. Ajoenin trombosit agregasyonunu invivo ve invitro olarak inhibe ettiði tanýmlanmýþtýr. Li ve ark.larý yapmýþ olduklarý çalýþmada ajoenin antitümör aktivitesini in-vivo ve in-vitro olaral araþtýrmýþlar. HL60 hücrelerinde erken mitotik aþamada ajoenin hücre proliferasyonunu önlediðini gözlemlemiþler. Yine sarkomalý farelerin  %38’ inde ve heatocarsinomlu farelerin % 42’sinde proliferasyonun durduðunu gözlemlemiþler.

( Carsinogenesis 2002 Apr;23(4):573-9 ) 

 

Ajoenin lösemili hastalarda, lösemi hücrelerinde apoptosisi indüklediði yapýlan çalýþmalarla ortaya konulmuþtur. Dirsh ve ark.larý bu durumun mekanizmasýný aydýnlatma yolunda yapmýþ olduklarý bir çalýþmada leukemic hücrelerde ajoenin mitokondrial caspase þelalesini ve inhibitör caspase –8 i aktive ettiðini gözlemlemiþler.

( Leukemia 2002 jan;16(1):74-83 )

 

KALP DAMAR SAÐLIÐI

 

Sarýmsaðýn kan kolesterol düzeyini düþürdüðü ve ateroskleroz geliþimini önlediði söylenmekte. Bunun üzerine Ankara Ünv. Biyokimya bölümünde yapýlan bir çalýþmada sarýmsaðýn oxidant / antioksidan durum ve ateroskleroz üzerine etkileri araþtýrýlmýþ.

22 rat kolesterollü diyet ile beslenmiþ. ( 0,5 g/kg/gün –4ay)

9 rat normal diyetle beslenmiþ. (4 ay)

bu sürenin sonunda 22 rattan 7 sinde aterosklerotik plak oluþunu ve antioksidan aktivite ölçülmüþ. Kalan 15 hayvanýn 7 si normal lab yemi ile 8 taneside sarýmsak ekstraktý ile beslenmeye devam edilmiþ ( 1,5 ml / kg / day –3 ay ).  Bu süre sonunda sarýmsak verilmeyen grupta antioksidan aktivitenin azaldýðý ve aterosklerotik plak oluþumunun yaygýn olduðu gözlenmiþ. Sarýmsak verilen grupta ise önemli bir antioksidan korunma saðlandýðý ve plak oluþumunun çok azaldýðý gözlenmiþ.

( Nutr Metab Cardiovasc Dis 2002 Sep;7(2):4-6 )  

 

Sarýmsakda bulunan organosülfür bileþiklerinin [ DAS ( diallyl sulfide), DADS ( diallyl disülfide), SEC ( s-allylcystein), NAC ( N-acetylcystein)] non enzimatik antioksidan etkileri lipozom sisteminde Yin ve ark.larý çalýþmýþlar. Sonuçta bu bileþiklerin lipit stabilitesini artýrdýklarýný gözlemlemiþler.

( J Agric Food Chem 2002 Oct 9;50(21):6143-7)

Myocardial Ischemic-reperfusion Injury (IRI) de patolojik ve biyokimyasal deðiþikliklerde ana rolü oksidatif stres oynamaktadýr. Oral sarýmsak alýmýnýn myokardiyal endojen antioksidanlarý aktive ettiði ileri sürülmektedir.  Banerjee ve ark.larý IRA’lý hastalarda sarýmsaðýn bu etkinliðini araþtýrmýþlar ve özellikle kronik sarýmsak alýmlarýnýn oksidatif stresten ileri gelen ultrastructural deðiþiklikleri önlediðini ortaya koymuþlar.

( BMC Pharmacol  2002 Aug 16;2(1):16

 

Epidemiyolojik çalýþmalar taze sarýmsaðýn hipolipidemik etkisinin olduðu yönünde bilgi vermektedir. Lin ve ark.larý, Apoprotein B nin oluþumu ve sekresyonu üzerine önemli bir rol oynayan MTP ( Mikrosomal trigliserid transfer protein ) gen ekspresyonu üzerine sarýmsaðýn etkisini araþtýrmýþlar ve uzun dönem sarýmsak kullanýmýnýn intestinal MTP gen ekspresyonunu azaltarak böylece baðýrsaktan dolaþýma þilomikron salýnýmýný suprese ettiðini gözlemlemiþler.

( J Nutr 2002 Jun ;132(6):1165-8)

 

Liu ve Yeh kültüre edilmiþ rat hepatositlerinde sarýmsaðýn suda çözünür organosülfür bileþiklerinin ( S-alkenyl Cystein, S-allylcystein, S-ethylcystein ) hepatosit kolesterol sentezi üzerine etkisini çalýþmýþlar. Sonuçta bu bileþiklerin HMG-CoA Redüktaz enzim aktivitesini, enzim miktarý yada mRNA düzeylerini etkilemeden sadece fosforilasyonunu artýrmak suretiyle  %25-30 azalttýðýný gözlemlemiþler.

( J Nutr 2002 Jun ;132(6):1129-34 )

 

Adbel-Razek ve ark.larý yapmýþ olduklarý çalýþma ile Allicinin Nitrik oksit sentaz enzimini aktive ettiðini ve rat pulmonal arterlerinde nitrik oksite baðlý bir relaksasyon olduðunu ortaya koymuþlar. Ayrýca allicin uygulamasýný mütakip Süperoksidismutaz, Katalaz, Glutatyon peroksidaz enzim miktar ve aktivitelerinde artýþ gözlemlemiþler.

( Clin Exp Pharmacol Physiol 2002 Jan – Feb;29(1-2):84-91

 

ANTÝMÝKROBÝYEL

 Hofbauer ve ark.larý sarýmsak ekstrelerinin yangýsal ve enfeksiyöz olgularda nötrofil hücre göçü üzerine etkilerini araþtýrmýþlar ve sarýmsak ekstrelerinin lökokosit göçünde potent bir inhibitör olduðunu ortaya koymuþlar.

( Heart Dis 2001 Jan-Feb; 3 (1):14-7 )

 

Sarýmsaðýn immunomodulatör etki yaptýðý bilinmektedir. Colic ve ark.larý yapmýþ olduklarý çalýþmada T-Lenfosit proliferasyonu üzerine sarýmsak extraktýnýn modulatör etki yaptýðýný ortaya koymuþlar.

( Phytomedicine 2002 Mar; 9(2):117-24 )

 

Ajoenin, sarýmsaðýn trypanolitic ve antimikotik aktivite gösteren bir bileþeni olduðu yönünde pek çok çalýþma yapýlmýþ. Ledezma ve ark.larý ajoenin Leishmania türleri üzerine etkisini araþtýrmýþlar ve tüm leishmania türleri üzerine potent leishmanisidal etki yaptýðýný gözlemlemiþler.

( Parasitol Res 2002 Aug;88(8):748-53 )

 

Lemar ve Turner sarýmsaðýn Candida albicans üzerine fizyolojik ve morfolojik etkisini araþtýrmýþlar ve taze sarýmsak extresinin anti-candidal etki yaptýðýný gözlemlemiþler.

( J Appl Microbiol 2002;93(3):398-405 )

 

Sarýmsaðýn lökosit sitokin üretimini baskýladýðýna ve yangýsal kemik hastalýklarýnda ( özellikle IBD- Inflamatuar bone diseases )   terapötik olarak kullanýlabileceðine dair çalýþmalar yapýlmýþ. Sarýmsakta bulunan bileþikler lökosit hücre çoðalmasýný ve  sitokin üretimini modüle etmektedir. Hodge ve ark.larý in-vitro olarak monolükleer hücreleri sarýmsak extresi ile uyarmýþlar ve lökosit-sitokin üretimini flow cytometry ile ölçmüþler. Sonuçta:

1.      Monocyte IL-12 üretimi düþük AGE de inh olmuþ ( >0,1 mgr / ml )

2.      Monocyte IL-10 üretimi ­  ( > = 10 mgr / ml )

3.     TNF-a, IL-1-a, IL-6, IL-8, T-cell interferon gama, ve IL-2 ‘de önemli düzeyde azalma gözlenmiþ.

( Cytometry 2002 Aug 1; 48 (4) :209-15

 

DÝÐER

 

Orak hücreli anemi morbidite ve mortalitelere yol açan önemli kalýtsal hastalýklardan biridir. Takasu ve ark.larý SCA de sarýmsaðýn etkisini araþtýrmýþlar. Yaþlarý 24 – 58 arasýnda olan 2 erkek 3 kadýn hastada 4 hafta boyunca sarýmsak denemiþler ve Heinz cisimciklerinde belirgin bir azalma gözlemlemiþler. Bu etkiyi sarýmsaðýn orak hücreli eritrositlerde  önemli bir antioksidan etki yapmasýna baðlamýþlar.

( BMC Blood Disord 2002 Jun 19;2(1):3 )

 

Alzheimer’s Disease gibi neurodejeneratif hastalýklarda önemli derecede nöron kaybý görülür. Bu hücrelerin apoptosisinde anahtar mekanizma Caspase-3 ün aktivasyonudur. Ayrýca caspase-3 apoptosisin belirlenmesinde marker olarak da kullanýlmaktadýr. Caspase –3, beta-amiloid peptit formasyonunu katalizler.  Penk ve ark.larý antioksidan ve nöroprotektiv olarak bilinen sarýmsaðýn, Alzheimer’s beta-amiloid sitotoksisitesine karþý caspase-3 aktivasyonunu inhibe ederek koruyup korumadýðýný araþtýrmýþlar ve sonuçta sarýmsaðýn caspase –3 inhibisyonu ile nöron ölümlerini engelleyebileceði kanaatine varmýþlar.

( Med Sci Monit 2002 Aug; 8(8):BR328-37 )

 

SARIMSAKLA ÝLGÝLÝ NE GÝBÝ PROJELER HAZIRLANABÝLÝR?

 Tüm bu yapýlan çalýþmalarý doðrulayýcý çalýþmalar yapýlabilir.

 

·Bilindiði gibi yaþlýlýkla beraber diyabet, hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalýklarýn bir arada görldüðü vakalar bir hayli fazla. Bu hastalarda sarýmsaðýn CVH ve hipertansiyondaki etkileri malum olup, diyabet üzerine etkisi araþtýrýlabilir.

 

Troid bezi fonksiyonlarý üzerine herhangi bir çalýþma yapýlmamýþ bu araþtýrýlabilir.

 

Gebelikte sarýmsak kullanýmýnýn olumlu ve olumsuz etkileri araþtýrýlabilir.

 

Sarýmsaðýn biyoaktif bileþenlerini purifiye ve karakterize edici bir çalýþma yapýlabilir.

 

Allicin, Ajoen, aliin, DAS, DADS bileþikleri sarýmsaðýn ana biyoaktif maddeleri olduðuna göre, bunlarýn antikanserojen, antibakteriyel, hipotansif, hipolipemik vs özellikleri itibariyle karþýlaþtýrýlmasýna yönelik bir çalýþma yapýlabilir.

 

Çeþitli bakteri kültürleri hazýrlanýp, bunlara antibiyogram yapar gibi sarýmsak extreleri damlatýlarak hangi bakterilere bakterisid etki gösterdiðinin klasifikasyonu yapýlabilir.

 

Eskiden verem için kullanýlýrmýþ. O halde M. tuberkülosis’in kültürü hazýrlanarak sarýmsakla muamele edilip bu etkinliði doðrulanabilir.

 

Baðýþýklýk sistemini aktive ettiði bilinmekte.  Baðýþýklýk sistemini zayýflatýcý veya çökertici bir viral enfeksiyona tabi tutulmuþ deney hayvanlarýnda sarýmsak uygulamasý ile beraber Ig düzeyleri ölçülebilir.

 

Tarihi kayýtlardan Mýsýr piramitlerini yapan iþçilerden tutun Romalý savaþçýlara kadar büyük efor sarf eden insanlara sarýmsak verildiðini öðreniyoruz. Bu gün için özellikle futbolcularda, atletizmle uðraþan insanlarda, hipodromlarda yarýþan atlarda doping sýnýflamasýna girmediðinden dolayý bu etkinliðinin kullanýlýp kullanýlamayacaðý yönünde bir çalýþma yapýlabilir.   

 

Bazý kayýtlardan cinsel aktiviteyi artýrdýðýný ve eskiden kýsýrlýk tedavisinde kullanýldýðýný öðreniyoruz. Bir grup deney hayvanýnda çalýþma grubunun hem diþisine hem de erkeðine sarýmsak verilerek;

-         fiziksel davranýþlarý izlenebilir

-         sex hormonlarýnýn ( öz. Testesteron ve östrojen ) ölçümleri yapýlarak nasýl etkilendiði belirlenebilir

-         bir batýmdaki doðum sayýlarý üzerine etkileri araþtýrýlabilir

-  yavrulara da sarýmsak extreleri uygulanarak uygulanmayanlara oranla geliþimlerinin takibi yapýlabilir.

 

Eskiler yýlan akrep sokan, kuduz hayvan ýsýran kiþilerde yara üzerine ezilmiþ sarýmsak sararlarmýþ. Özellikle kimyasal antiseptiklere oranla sarýmsak yaðýnýn avantaj ve dezavantajlarý araþtýrýlabilir.

Çið Sarýmsak Kullanýmýnýn parazit, bakteri ve viral enfeksiyonlara etkisi
Dr. Joseph Mercolaya göre sarýmsak kullanýmýnda dikkat edilmesi gereken yegane unsurun kesinlikle taze çið sarýmsak kullanýmý olmasý gerektiði belirtilmektedir.

Allicin olarak adlandýrýlan madde; bir diþ sarýmsaðýn ezilmesi ile ortaya çýkan thiosulphanatlardaki en baskýn olanýdýr.Thiosulphanatlarýn %70-80 Allicin dir.

Allicin aðýrlýklý thiosulphanatlardaki antimikrobiyal ajan olarak konuþulmasýna raðmen, thiosulphanatlarýn diðer içerikleri de antimikrobiyaldir.Ama Allicine oranla daha az oranda etkileri bulunmaktadýr.

Eðer bir diþ sarýmsaðý dikkatlice soyup kokladýðýnýzda çok hafif bir koku alýnmaktadýr.Ama ne zaman ki sarýmsak diþini döversiniz burada tipik sarýmsak koku patlamasý olur.

Bunun nedeni eðer sarýmsak diþi dövülmez ise Allicin tek baþýna bulunamamasýnýn nedenidir.Sarýmsak diþi dövülmediði zaman; Precursor molekül olan Alliin.Alliin diþ sarýmsaðýn mesophyl hücrelerinde bulunmaktadýr.Ayný zamanda sarýmsak diþindeki hücre içinde Alliinase adý ile adlandýrýlan enzim mevcuttur.Bu ikisi hücre içinde fiziksel olarak ayrýlmýþtýr.Ancak nezaman sarýmsak diþi dövülür, Alliin ve enzim olan Alliinase karýþýr, bu durumda Allicin ve diðer Thiosulphanatlar ortaya çýkar.

Thiosulphanat içeriðindeki grup Antimikrobiyaller olarak adlandýrýlýr.

Allicin %70-80 oranýnda thiosulphanatlarýn içerisinde antimikrobiyal aktivite saðlamaktadýr.Sarýmsak diþinin ihtiva ettiði Alliin oraný ve enzim olan Alliinase oraný eþittir.Sarýmsak diþini dövüldükten 20 saniye sonra karýþan Alliin ve enzim olan Allinase Allicine dönüþür.Allicin protozoa, bacteri ve virüsler üzerinde etkili bir antimikrobiyaldir.

Allicin taze diþ sarýmsaðýn dövülmesinden 20 saniye sonra ortaya çýkmasýna raðmen, birkaç gün içinde de kaybolma özelliði taþýmakta.Onun için yazar piyasadaki sarýmsak içerikli ürünlerde Allicin olmadýðýný belirtmekte.

Allicinin etki alanlarý:
1- E. coli.
2-Staphylococcus aureus
3-Clostridium perfringens
4-Salmonella spp.

Buna karþýn sarýmsaðýn vücuttaki yararlý bakterilere ve organizmalara zararýnýn olmadýðýný belirtiyor.Bu durumda antibiyotiklerden sarýmsaktaki Allicin maddesini ayýran en büyük özellik olarak görülüyor.

Sarýmsak zararlý bakterilerin yok olmasýný saðlamasý yanýnda ayný zamanda daireye neden olan parasitlere de etkilidir.Ayný zamanda daha yüksek oranlarý memeli hücrelerini viral patojenlere saldýrarak korumaktadýr.

Ayný zamanda protozoa enfeksiyonlarýndan Cryptosporidium parvum gibi protozolarýn yok olmasýna yardýmcý olur.

Sarýmsak nasýl bakteri hücrelerini öldürüyor?

Buna macroeffect (makroetki) adý verilmekte.Allicin bakteri hücre zarýnýn biosenthesini bozmaktadýr.Böylelikle üremesini ve belli bir zamanda yok olmasýný saðlamaktadýr.

Allicin ayný zamanda protein içindeki SH gruplarýný yok etmektedir.Bu kükürtler inthiol enzimlerde bulunmakta ve bakteri, virus ve protozoa canlý fizyolojisini yavaþlatmaktadýr.

Bakterilerin mutasyona uðrayarak A formundan B formuna deðiþim gösterdikleri bilinmektedir.Ýlgili antibiyotiðin belli bir bakteriye etki ederken mutasyona uðramýþ bakteriye etki edememektedir.Ancak Allicin bu durumdaki birçok bakteriyi yoketme özelliði vardýr.

Allicine deðiþim göstererek direnç gösteren bir patojen bulunmamýþtýr.Ayný zamanda zararlý patogen hücrelerine zarar veren Allicin yararlý bakterilere ve hücre yapýlarýna zarar vermemektedir.

Akvaryum balýklarýnda uygulamasýnda yukardan ben þu sonucu çýkarýyorum:

1-Allicin ile bakteri, virüs ve protozoalara karþý geniþ spectrumlu bir aktivite saðlanmaktadýr.

2-Hiçbir yan etkisi olmadýðý için kullanýmý güvenlidir.

3-Memeli hücre yapýsýna ve yararlý bakterilere hiçbir zararý yoktur.(Dondurulmuþ balýkyemlerinde de uzun zamandan beri kullanýlmýþ ve hiçbir zararý görülmemiþ)

4-Mutlaka taze sarýmsak diþlerinin dövülmesi ile Allicin oluþmasý sonucu antimikrobiyel özelliði olmaktadýr.Dondurulduðu zaman bu etkisi azalmaktadýr.O zaman taze sarýmsak diþi dövüldükten sonra hazýr yem karýþýmýna ilavesi ile dondurulmadan kullanýlmalýdýr.Ya da dövülmeden çok küçük partüküller halinde dondurulmuþ yemlere konarak bu durumda Alliin ve enzim olan Alliinase in karýþýmýnýn balýk baðýrsak florasýnda karýþarak Allicine dönmesi saðlanabilir görüþündeyim.

Not:Bu yazýda aðýrlýklý olarak Dr.Joseph Mercolanýn makalesinden yararlanýlmýþtýr.Anlatým birebir bir çeviri deðildir.

mercola.com/2001/mar/17/garlic_infections.htm
Çeviri : Sn. Bora ÜNVER

 

GERÇEK BÝR MUCÝZE BÝTKÝDÝR SARMISAK


Ýþte mucize herkesin bildiði ama unuttuðu evlerimizde bolca kullanýlan bir bitkidir. sarýmsak nelere iyi geliyor mutlaka okuyun.

FONKSÝYONLARI
Sarýmsaðýn bakterileri, mantarlarý, parazitleri öldürmek, kan basýncýný, kan þekerini ve kolesterolü düþürmek, karaciðeri korumak ve antitümör maddeler ihtiva etmek gibi harika özellikleri bulunmaktadýr. Sarýmsak bünyesindeki 200'ü aþkýn kimyasal maddeyle insan vücudunu geniþ bir hastalýklar yelpazesinden koruma kapasitesine sahip bir bitkidir. Sarýmsaðýn etkili olabilmesi için çið olarak tüketilmesi gerektiði söylenmesine raðmen, bazý araþtýrýcýlar piþirilmiþ ve çeþitli beklemiþ ekstrat ve yaðlarýnýn bazý durumlarda serbest radikallere ve enfeksiyonlara karþý çið sarýmsaktan daha iyi koruma saðlayabileceðini ileri sürmektedirler .


Kalp Damar Hastalýðýna Karþý: Sarýmsaðýn yüksek kan basýncý, yüksek kolesterol ve trigliserid seviyelerini düþürmek suretiyle kalp hastalýklarýna karþý koruma saðladýðý yapýlan araþtýrmalarda ortaya konmuþtur. Tavþanlarda yapýlan çalýþmalarda önceden oluþmuþ arterosklerotik birikimlerin ve lezyonlarýn bile düzenli sarýmsak tüketimi ile geriye döndürülebileceði görülmüþtür. Hindistan'da iki gruba bölünmüþ 432 koroner hastasý ile yapýlan çalýþmalarda, üç yýl sonra sarýmsak verilmeyen grupta bulunan hastalardaki ölüm oranýnýn, sarýmsak verilenlerdekinin yaklaþýk iki katý olduðu, sarýmsak verilenlerde kalp krizi geçirme oranýnýn, tansiyon ve kandaki kolesterol seviyesinin daha düþük olduðu görülmüþtür .

Kolesterole Etkisi: Sarýmsaðýn gerek zararlý LDL kolesterol'ün sentezini inhibe etmek, gerekse kandaki faydalý HDL kolesterol'ün miktarýný artýrmak suretiyle toplam kan kolesterolünü düþürdüðü tespit edilmiþtir. Laboratuar farelerinde yapýlan çalýþmalarda, diyetlerine sarýmsak eklenen farelerin kan ve doku örneklerinin daha az lipid içerdiði, ayný zamanda karaciðerlerindeki kolesterol ve trigliseridlerin de daha düþük seviyelerde olduðu bildirilmiþtir. Sarýmsak ne kadar fazla tüketilirse kolesterol düþürme etkisinin de o kadar fazla olduðu görülmüþ, dünyadaki çeþitli populasyonlarda yapýlan epidemiyolojik çalýþmalarda sarýmsak tüketimi ile kardiovasküler rahatsýzlýklar arasýnda ters orantý olduðu tespit edilmiþtir .

Yüksek Kan Basýncýna Etkisi: Sarýmsak Çin ve Japonya'da geleneksel olarak hipertansiyonun tedavisinde kullanýlmaktadýr. Yapýlan çalýþmalarda her gün sarýmsak alýmýnýn hipertansiyondan muzdarip olan hastalarýn sistolik kan basýncýnda12 ila 30 mm Hg, diyastolik kan basýncýnda ise 7 ila 20 mmHg azalma saðlayabileceði görülmüþtür
Nagae ve ark , sarýmsakta bulunan bir peptit olan gamma-glutamyl-S-allyl cysteine'in tansiyonu yükselten bazý hormonlarýn üretiminde rol alan bir enzimi inhibe ettiði ileri sürmüþlerdir. Sarýmsaðýn diðer bir çarpýcý özelliði de, hipertansiyonlularýn olduðu kadar hipotansif kimselerin de sarýmsaðýn tedavi edici özelliðinden faydalanabilmesi, diðer bir deðiþle sarýmsaðýn, ilaçlarýn tersine, kan basýncýný ister yüksek ister düþük olsun regüle edebilmesidir .

Doðal Bir Kan Sulandýrýcý Olarak Etkisi: Sarýmsaðýn kandaki fibrin ve plakçýk oluþumunu azaltarak kalp krizi riskini önemli ölçüde düþürdüðü, hatta bu konuda aspirinden daha ileri olduðu ileri sürülmektedir. Bu pýhtýlaþmayý önleyici etki sarýmsaðýn ihtiva ettiði bir kükürt bileþiði olan ajoen'in etkili olduðu düþünülmekte, ancak bu madde yalnýzca oda sýcaklýðý ve üstünde aktif olduðundan çið ya da kurutularak dondurulmuþ sarýmsakta bulunmamaktadýr. Avrupalýlar sarýmsaðý bir kan sulandýrýcý olarak rutin þekilde kullanmakta, ancak hemorajik bir þikayeti olan kimselerin yüksek miktarlarda ajoen ihtiva eden ticari sarýmsak ürünlerini kullanmamalarý gerektiði bildirilmektedir .

Ýmmun Sistemi Güçlendirirci Olarak Etkisi: Sarýmsak, immun sistemin etkinliðini artýrdýðý düþünülen kükürt ihtiva eden aminoasitler ve diðer bileþiklerce zengindir. Yapýlan çalýþmalar sarýmsaðýn patojenleri öldüren makrofajlarýn etkinliðini artýrarak immun sistemi güçlendirdiðini göstermiþtir. Sarýmsaðýn bu etkinliðinin (immun sistemin gücüne katkýsýnýn) en akla yakýn açýklamasýnýn toksik materyalleri vücut dýþýna atmasý þeklinde olabileceði belirtilmektedir. Sarýmsaðýn immun sistemi yönlendirici etkisi, özellikle AÝDS gibi korkutucu viral hastalýklar ve et yiyen bakterilerin (methicillin resistant staphylococcus aureus adý verilen ve vücutta krater gibi derin yaralar oluþmasýna neden olan enfeksiyon) ortaya çýkýþýndan sonra daha da önem kazanmýþtýr. Zira bu tip hastalýklarla etkili bir tedavi þu an bulunmadýðýndan enfeksiyonla savaþma gücünü artýrmak önemli olmaktadýr

Doðal Antibiotik Etkisi: Sarýmsak anti bakteriel ajan olarak Helicobacter pylori, E.coli, Lactobacillus casei gibi daha bir çok gram negatif ve gram pozitif bakterilere karþý etkidiði ve bu etkinin içindeki allicin'den ileri geldiði bildirilmektedir. Sarýmsaðýn antibiyotik özellikleri bilim adamlarýnca incelemekte ve buharýný teneffüs etmek de dahil her türlü þekilde kullanýmý denenmektedir. Ruslar tarafýndan 18.yüzyýldan itibaren boðmaca ve grip tedavisinde kullanýldýðý gibi, antibiotik özellikleri L. Pasteur tarafýndan bilimsel olarak ispatlanmýþtýr. Sarýmsaktaki kükürt ihtiva eden bileþiklerin yaný sýra, içindeki quersetin ve siyanidin gibi biyoflavonoidlerin de hastalýklarýn ve enfeksiyonlarýn önlenmesinde büyük deðeri olduðu bulunmuþtur. Sarýmsaktaki allistatin I ve allistatin II gibi etkin maddelerin, stafilokok ve E. coli bakterilerine karþý güçlü ajanlar olduðu ortaya konulmuþtur. Ülkemizde sarýmsak geleneksel amaçla taze olarak lapa halinde yara üzerine yara iyi edici olarak kullanýlmaktadýr. Bunun için bir miktar sarýmsak havanda ezilip sýkýlarak elde edilen eksratýn 1 gr miktarýna 10 gr su ilavesi ile yaralarýn, apselerin tedavisinde kullanýlmaktadýr .
Her ne kadar, modern antibiyotiklerin bulunuþuyla sarýmsak, enfeksiyon mücadelesindeki eski deðerini kaybetmiþse de, sarýmsaðýn, boðaz enfeksiyonlarýnýn tedavisinde penisilinden daha deðerli olduðu bildirilmiþtir. Geleneksel doðu týbbýnda sarýmsak, deðiþik formlarda ve hemen tüm enfeksiyonlarýn tedavisinde kullanýlmýþtýr. Sarýmsak suyu tifoda ve menenjitte, buharý boðmacada, sarýmsak fitilleri maya enfeksiyonlarýnda ve sarýmsak çorbasý zatürreede kullanýldýðý bildirilmektedir. Sarýmsaðýn muhtemelen alisin bileþiklerinden kaynaklanan ve antibiyotiðe dirençli bazý organizmalara karþý bile etkili olan bu özelliði, standart týbbi uygulamalarda kullanýmýna daha fazla yer verilmesini gerektirmektedir .

Viral Enfeksiyonlara Etkisi: Virüsler çok dayanýklý olup, antibiyotiklere cevap vermediðinden ve diðer birçok uygulamaya da dirençli olduðundan, sarýmsaðýn antibakteriyel özellikleri kadar, antiviral özelliklerinin de bulunduðunu bilmek önem taþýmaktadýr. Laboratuar çalýþmalarýnda sarýmsaðýn gerek influenza B ve gerekse herpex simplex virüslerine karþý etkili olduðu gösterilmiþtir. Çinli bilim adamlarý hemen hemen 30 yýldýr sarýmsaðýn viral ensefalit üzerindeki etkisini incelerken, Ýngiliz bir araþtýrýcý da, sarýmsak ekstraktýný atlardaki inatçý bir virüse karþý baþarýyla kullandýðýný belirtmektedir. Neticede enfeksiyon, ister bakteriyel ister viral olsun, sarýmsak immün sistemi mobilize ederek, vücudun kendini enfeksiyöz organizmalara karþý savunma kabiliyetini güçlendirmektedir.

Fungal Enfeksiyonlara Etkisi: Virüsler gibi, fungal enfeksiyonlarýn da tedavisi güç olup, bu amaçla kullanýlan ilaçlar genelde toksiktir ve uzun dönemde ilaca karþý direnç geliþebilir. Fungistatik bir madde olan alisin ihtiva eden sarýmsaðýn, candida, aspergillus ve cryptococci gibi mikroorganizmalara karþý etkin bir antifungal madde olarak kendini kanýtladýðý bildirilmektedir. Çinliler, kriptokokkal menenjit denilen öldürücü ve nadir görülen bir fungal enfeksiyona karþý intravenöz sarýmsak ekstraktý uygulamasýnýn, çok zehirli bir antibiyotik olan Amphotericin-B standart uygulamasýna kýyasla daha etkili olduðunu ve dozu ne olursa olsun toksik olmadýðýný bildirmektedir. C. albicans ile enfekte edilen tavuklar on gün sarýmsak tükettikten sonra iyileþmiþler, bu etki yine sarýmsaktaki alisin bileþiklerine baðlanmýþtýr. Ayrýca, yüksek kan þekeri, maya enfeksiyonlarý riskini arttýrdýðýndan ve sarýmsaktaki bileþikler de kan þekerini düþürdüðünden dolayý, maya enfeksiyonlarýnýn tedavisinde sarýmsakla terapi ekstra bir avantaj saðlamaktadýr.

Paraziter Enfeksiyonlara Etkisi: Sarýmsak halk arasýnda kurt düþürücü olarak hem ülkemizde hem de geleneksel tedavinin çok sýk uygulandýðý uzak doðu ülkelerinde kullanýlmaktadýr. Harris ve ark hem çið sarýmsaðýn hem de içeriðinin antigiardial aktiviteye sahip olduðunu göstermiþlerdir. Sarýmsak bu etkisini allicinin diallyl disulfide, diallyl sulfide, allyl mercaptana parçalanarak göstermektedir. Ayrýca sarýmsakta bulunan allyl alcohol ve dimethyl disulfide'in sýrasýyla 0.007 mg/ml ve 0.2 mg/ml deðerleri strongylid'lere etkili olduðu bildirilmektedir.
Ghazanfari ve ark., leismaniosis'in ilerlemesini ve hücre içi enfeksiyonlarý kontrol altýna almak için gerekli makrofaj aktivasyonunun sarýmsak ekstraksiyonu verilmesiyle arttýðýný bildirmiþlerdir.
Soffar ve Mokhtar, Giardia lamblia ile enfekte 26 çocuða 100 ml suda 5 ml kuru sarýmsak ekstraksiyonunu (distile su ile karýþtýrýlan sarýmsak, santrifuj edilerek kaba partiküllerinden ayrýþtýrarak veriliyor) yemeklerden iki saat önce aç karnýna günde iki kez ve üç gün boyunca vermiþler, 36 saat içinde tüm klinik semptomlar azaldýðýný, saðaltýmýn baþlamasýnýn üçüncü gününde dýþký incelemesine göre parazitlerin elimine edildiðini bildirmiþlerdir.
Diðer bir çalýþmada, eþeklerde strongylid yumurtalar üzerine sarýmsaðýn etkisine bakýlmýþ, 300 ml suda sarýmsaðý yumuþayýncaya kadar kaynatýp ardýndan ezerek vermiþler ve tedaviden iki hafta sonra yapýlan yumurta sayýmýnda azalma olmadýðýný görülmüþlerdir. Bu durumu ya sarýmsaðýn etkisiz olduðuna ya yapýlan ekstraksiyon metodunun yanlýþlýðýna, ya da dozun yetersizliðine baðlanmýþlardýr.
Özçelik ve ark. , sarýmsak özütünü %50 ve %12,5 mg/kg konsantrasyonlarda 5, 10, 20, 30. dakikalarda 4-7 mm çapýndaki kýz veziküllere uygulamýþlar ve %50 mg/ml konsantrasyonlarda protoskolekslere 15. dakikada, 25 mg/ml konsantrasyonda 20.dakikada, 12.5 mg/ml konsatrasyonda 30. dakikada tam etkili olduðunu bulmuþlardýr.
Yapýlan diðer çalýþmalarda , sarýmsaðýn çið veya kuru eksraksiyonlarýnýn Culex cinsi sivrisinek larvalarýna karþý %90 toksik olduðu bildirilmiþtir.
Halk arasýnda ise kurt düþürücü olarak, kabuðu soyulmuþ olan sarýmsak diþi, bir ekmeðin içine konarak, üzerine sürerek veya parçalanmýþ 100 gr sarýmsaðýn 200 ml su ve 200 gr þeker ile karýþtýrýlarak elde edilen þurubunun içilmesiyle kullanýlmakta ve olumlu neticeler alýndýðý bildirilmektedir.

Kanser Tedavisine Etkisi: Bir anti-kanser ajaný olarak kabul edilen sarýmsak, immün sistemi mobilize etmeye yardýmcý olduðundan, tümör oluþumunu baþlatabilecek olan karsinojenler, immün sistemin kuvvetlenmesi sayesinde yok edilebilmektedir. Sarýmsaðýn bünyesindeki allinaz ve diðer bileþiklerden kaynaklanan bu özelliði yapýlan çeþitli denemelerde doðrulanmýþ olup, kanserli farelere sarýmsak ekstraktý enjekte edildiðinde tümör hücrelerinin çoðalmasýný bloke etmiþ ve doðrudan kanser hücrelerinde mutasyona yol açmýþtýr. Ulusal Kanser Enstitüsü tarafýndan yapýlan bir çalýþmada da Çin ve Ýtalya'da yaþayan ve çok fazla miktarda sarýmsak tüketen kiþilerin, mide kanserine karþý belli düzeyde korunmaya sahip olduðu görülmüþtür.
Sarýmsak gibi allium grubu sebzelerin yüksek ve düþük miktarlarda tüketildiði bölgeler arasýnda kanser oranlarý bakýmýndan büyük farklýlýklar görüldüðü, yüksek tüketildiði alanlarda yaþayanlarda, bu tip ürünlerin çok az veya hiç tüketilmediði alanlarda yaþayanlara kýyasla mide kanseri geliþtirme riskinin yarýdan daha az olduðu bildirilmiþtir. Sarýmsaðýn anti-kanser özelliklerinin mekanizmasý tam anlaþýlamamýþ olmakla beraber, muhtemelen sindirim sistemindeki güçlü kanserojenler olarak kabul edilen nitrozaminleri bloke etme kabiliyetinden kaynaklanmaktadýr. Yapýlan araþtýrmalar sarýmsaðýn, göðüs, özefagus, mide, kolon ve rektum kanserlerine neden olan karsinojenlere karþý canlý dokulara koruma saðladýðýný açýkça ortaya koymuþtur .

Kan Þekerine Etkisi: Sarýmsaðýn alisin bileþiklerinin kan þekerini önemli ölçüde düþürme etkisine sahip olduðu, diyabetli hayvanlarýn ve insanlarýn, sarýmsak alýrken kan þekerinde bir düþme meydana geldiði bulunmuþtur. Görünüþe göre sarýmsaðýn kükürt ihtiva eden bileþiklerinden bazýlarý, özel bir þekilde þeker metabolizmasýný regüle etme kabiliyetine sahiptir. Ýlginç olaný, kan þekeri normalse sarýmsak onu düþürmemekte, dolayýsýyla gerek yüksek, gerekse düþük kan þekeri vakalarýnda sarýmsaðýn olumlu etkisi olmaktadýr .

Antioksidan Olarak: Özellikle son on-onbeþ yýl içerisinde sýk kullanýlan bir kelime haline gelen antioksidan terimi, vücudumuzun hücrelerini zarar verme potansiyeline sahip oksidasyon ajanlarýna veya serbest radikallere karþý korunmamýza yardýmcý olan C, E ve A vitaminleri, beta karoten, bioflavonoidler ve selenyum gibi maddeleri kapsamaktadýr. Sarýmsaðýn içerisinde de fevkalade bir antioksidan olan sülfihidril bol miktarda bulunmakta, ancak çið sarýmsak bu etkiyi göstermemekte, hatta istenmeyen kýsmi bir oksidan etkiye sahip bulunmaktadýr. Sarýmsak, radyasyona karþý da bir koruma saðladýðýndan, serbest radikallerin zararýnýn azaltýlmasýna yardýmcý olmakta, bu beyanda kanser ve prematüre yaþlanma gibi dejeneratif hastalýklarýn geliþme riskini de önemli düzeyde azaltabilmektedir. Sarýmsak ayrýca hücreleri serbest radikallerin zararýndan korumaya yardýmcý olan sistein, glutamin, izolösin ve metionin gibi amino asitleri de ihtiva etmektedir. Sarýmsaðýn bu antioksidan özelliðini hasadýndan sonra altý ay kadar muhafaza ettiði belirlenmiþtir . Vücutta nötralize edilmesi en zor olan toksinlerden biri de kurþun, civa, kadmiyum, arsenik ve bakýrlý kirleticiler gibi saðlýðýmýzý tehdit eden aðýr metallerin neden olduðu zehirlenmedir. Yapýlan araþtýrmalarda çið sarýmsak ekstraktýnýn, vücudu metal zehirlenmesinden etkin þekilde koruyabileceði ve gerek insanlarda, gerekse hayvanlarda aðýr metallerin zehirli etkisinin, eritrosit membranýný tahrip etmesini önleyebileceði sonucuna varýlmýþtýr. Sanayi tesislerinde çalýþan ve kronik kurþun zehirlenmesinden muzdarip olan iþçilere günlük olarak sarýmsak ekstraktý verildiðinde, kronik kurþun zehirlenmesi semptomlarýný iyileþtirdiði, idrardaki porifirin seviyelerini düþürdüðü ve ayrýca iþçilerin çoðunda yüksek tansiyonu normale döndürdüðü tespit edilmiþtir
not: aman yedikten sonra yanlýz takýlýn malum kokusu. ama bu kadar iyi þeyin yanýnda katlanýlýr. saðlýk dolu günler.
 

 

Þifanýn bilinçli adresi:   www.herbalistatabay.com

www.bilgideposu.com

 

www.beyintedavisi.com